‘Yenikapı sikkelerinin satılması mümkün değil’

Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi RGB ekranında yayınlanan “HaberVesaire’de Bu Sabah” programına katılan ve Türkiye’de kültürel mirasının korunması konusunda konuşan İstanbul Arkeoloji Müzesi uzmanlarından Gülbahar Baran Çelik, Hürriyet gazetesinde geçtiğimiz hafta yayınlanan “Yenikapı sikkeleri internette satılık” başlıklı haberi yalanladı.

İstanbul Yenikapı’da Marmaray ve İstanbul Metrosu alt yapı çalışmaları sırasında kültür varlıklarına raslanması nedeniyle 2004 yılında başlatılan bilimsel kurtarma kazıları, İstanbul Arkeoloji Müzeleri başkanlığında yürütülmüştü. 2013’e kadar yer yer devam eden kazılar, 4. yüzyıla tarihlenen Theodosius Limanı ve 37 antik gemi kalıntısının yanı sıra, 8 bin 500 yıl öncesine (Neolitik dönem) uzanan ve kent tarihinin yeniden ele alınmasına neden olan keşiflere imkân sağlamıştı.

Hürriyet‘te 24 Şubat’ta Ömer Erbil imzasıyla yayınlanan “Yenikapı sikkeleri internette satılık” başlıklı haberde, Yenikapı kazılarında çıkarıldığı iddia edilen sikkelerin, defineci borsasında internette satıldığı iddia ediliyordu. Haberde bu iddiaya kaynak olarak, Hürriyet’ten önce bu haberi yayınlayan Arkeofili internet sitesi muhabirleri gösteriliyordu. Buna göre Arkeofili muhabirleri,  sosyal medya platformlarındaki defineci gruplarına üye olmuş ve arkeolojik eserleri satmak için ilan veren definecilerle konuşmuştu.

Gülbahar Baran Çelik, HaberVs editörlerinin “Basının da kültür mirasının korunmasında önemli bir işlevi var. Ama sanırım bu konuda da epey sorunluyuz. Hafta sonu Hürriyet gazetesinde ‘Yenikapı sikkeleri internette satılık’ başlıklı bir haber yayınlandı. Kast edilen, Marmaray istasyonu sırasında yapılan arkeolojik kazılar. Bu sikkeler gerçekten bu kazıda ulaşılan buluntular olabilir mi?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Böyle bir şey mümkün değil. O kazılarda çalışmış bir uzman olarak, o kazıların önemli bir otokontrolle yürütüldüğünü çok iyi biliyorum. Basının, kültür mirasının korunmasında çok önemli bir yeri var. Ama bu haberle değil elbette. Kültür mirasını koruyan kurumların bu şekilde yıpratılarak, toplumun onlara güveni sarsıldığı sürece o kurumları çok değerli kılamıyorz. Oysa Kültür Bakanlığı’na bağlı ve kültür mirasının korunmasıyla görevli kurumlar çok değerli bir noktada. Bu kurumların böyle bir haberle yıpratılması hiç hoş değil, ayrıca haberin doğru olması da mümkün değil.

“Son dönemlerde görüyorsunuz, çok sayıda defineci her yerde dolaşıyor ve bir çok kaçak eser geliyor. Bunların yüzde 90’ı da maden eser. Bu kadar eserin nasıl bulunduğu çok net. Çünkü dedektörlerle yapılan aramalarda bir çok maden eser, sikke ortaya çıkartılıyor ve yerinden koparılarak çok büyük bir tahribat gerçekleştiriliyor. Ama kurumlar kendi işlerini yapmak için çabalıyor. Özellikle Kültür Bakanlığı’nın kurumları, İstanbul Arkeoloji Müzeleri gibi bir müze, Yenikapı’da [Marmaray ve İstanbul Metrosu kurtarma kazılarında] çok önemli çalışmalar yaptı. Oradaki kültür mirasını kendi toplumuna tanıtmak için çok çabaladı ve büyük oranda da başarılı oldu. Bu haber bizim açımızdan çok üzücü. Korumayla alakası olmadığı gibi zarar verici bir haber.”

‘Hava kirliliği verileri şeffaf değil’

RGB ekranında HaberVesaire’yle Bu Sabah programına konuk olan Temiz Hava Platformu ve Türk Nöroloji Derneği üyesi Doç. Dr. Semih Ayta‘ya göre, Türkiye’de zaten Avrupa’nın çok üzerinde seyreden hava kirliliği değerleri zaman zaman kamuoyundan gizlenebiliyor.

Canlı yayında HaberVs muhabirlerinin sorularını yanıtlayan Semih Ayta, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı “hava kalite izleme istasyonları” vasıtıyla ölçülen ve havaizleme.gov.tr adresinden takip edilebilen ölçümler, yoğun bir kirlilik tespit ettiğinde erişime kapatılıyor. Ayta’ya göre ne halk ne de bilim adamları kirlilik değerlerinin arttığı kimi dönemlerde verileri göremiyor. Ayta ölçüm istasyonu sayıca yeterli olduğunu ancak  istasyonların kurulacağı yerlerle ilgili de daha ciddi modellemeler yapılması gerektiğini de ifade ediyor.

Hava kirliliği değerleri, PM 10 ve PM 2,5 olarak ifade edilen partikül maddelerin ölçülmesiyle hesaplanıyor. Civa, kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller ile kanserojenik kimyasalları bünyelerinde bulundurabilen bu partiküllerin havadaki varlığı insan sağlığını doğrudan etkiliyor. Özellikle bir saç telinin 30’da biri büyüklüğündeki PM 2,5 akciğer dokularından kolaylıkla geçip birçok dokuda enflamasyona neden olup solup sisteminin yanı sıra, kalp damar sistemini, beyini etkiliyor. Türkiye’de PM 10 düzenli olarak ölçülmesine rağmen PM 2,5 sadece pilot istasyonlarda ölçümleniyor.

Hava temizliğinin “kabul edilebilir kalitede” olması için, içinde bulunan havada bulunan PM 10 ve PM 2,5 seviyesi için belirlenmiş uluslararası limitler mevcut. Semih Ayta’ya göre Türkiye’nin kabul ettiği PM 10 ve PM 2,5 limitleri, Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği limitlerin yaklaşık altı katı. Dünya Sağlık Örgütü’nün limitleri Türkiye’ye uyarlandığında ise ülkede “kabul edilebilir kalitede” havaya sahip tek kent Çankırı.

2017’de Türkiye’de 30 bin kişi hava kirliliğinin doğrudan ya da dolaylı etkisiyle hayatını kaybetti. Semih Ayta dünyada hava kirliliği nedeniyle 9 milyon kişinin ölmesi abartılı gibi durduğunu ama bunun gerçek bir sayı olduğunu belirtiyor.

Solunum sistemini doğrudan etkileyen hava kirliliği inme, kalp krizi gibi rahatsızlık olasılıklarını da arttırıyor. Anne karnından başlayarak çocuk gelişimini de etkide bulunuyor.

Geçtiğimiz aylarda İngiltere’de yapılan bir araştırmada, sigara kullanmayan gebe kadınların plasentalarında (hamilelik boyunca anne ile bebek arasındaki besin alışverişini sağlayan, doğumdan hemen sonra vücut dışına atılan geçici organ) havadaki zehirli parçacıklara ulaşılmıştı. Semih Ayta’ya göre hava kirliliği erken doğum, düşük gibi sonuçlara yol açabildiği gibi çocuklarda doğumdan sonra da dikkat eksikliği gibi zihinsel sorunlara da neden olabiliyor.

 

 

‘Kaza nedeni Başkentray’ın sinyalizasyon olmadan açılması’


Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Hasan Bektaş (Fotoğraf: Fundanur Öztürk / BBC)

Bu sabah 06;30’da Ankara-Konya seferine çıkan hızlı trenin, hareketinden altı dakika sonra Yenimahalle ilçesinde, hat kontrolü yapan kılavuz trenle çarpışması sonucu 9 kişi hayatını kaybetti. Ulaştırma Bakanlığı, sabah saatlerindeki ilk açıklamasında kontrol lokomotifinin kazanın gerçekleştiği rayda bulunmaması gerektiğini söyledi.

Ancak kazanın gerçekleştiği tren hattının Başkentray projesi üzerinde bulunduğu ve 12 Nisan’da açılan Başkentray’ın sinyalizasyon sisteminin tamamlanmadığı belirtiliyor. RadyoVesaire Haber’den Selcen Fidan’a konuşan KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Hasan Bektaş, kazanın Başkentray hattının nisan ayından beri sinyalizasyon sistemi olmadan çalıştırılması nedeniyle yaşandığını söyledi. Sinyalizasyon sistemi bulunmaması nedeniyle demiryolu hattı üzerindeki seferler Nisan ayından bu yana telsiz haberleşmesiyle sağlanıyor.

Açılışı 12 Nisan 2018’de gerçekeştirilen Başkentray, Kayaş-Sincan arasını 49 dakikaya indirerek, günlük 520 bin yolcu taşımayı öngören, “Yüksek hızlı tren, konvansiyonel tren ve banliyo işletmeciliği için gerekli trafik kaphasitesini sağlamak üzere hayata geçirilmiş bir proje” olarak tanımlanıyordu.

Hasan Bektaş’la gerçekleştirilen söyleşiyi videoya tıklayarak dinleyebilirsiniz. Haberin ayrıntılarını 14 Aralık Cuma günü 17:30’da RadyoVesaire‘de yayınlanan RadyoVesaire Haber kuşağında dinleyebilirsiniz.

İnternet fenomenleriyle pazarlama; yoksa sıra sizde mi?

Facebook youtube instagram gibi mecralarda fenomen olmuş kişileri markalarla biraraya getiren pazarlama iletişimi yöntemi yaygınlaştıkça influencer marketing lafını daha sık duymaya başlıyoruz.

CreatorDen adlı influencer ağının çalışmasına göre geçen yıl influencer pazarlama kampanyalarının yüzde 48’i Instagram’dan, yüzde 21’i Facebook’tan, yüzde 16’sı YouTube’dan ve yüzde 15’i de Twitter’dan gerçekleşmiş.

Aslında Fenomen kişilere baktığımızda ilk göze çarpan : tutkularını keşfetmiş kişilerin bu konu hakkında bir tür “Kanaat önderi” olması ve tavsiyeler verebilmesi.

Farklı eğitim düzeyindeki ve farklı meslek grubundan oluşan, her biri farklı kitlelere hitap eden influencerların ortak özelliği belki de hobilerini işe çevirmiş olmaları.

Ulaşılmaz görünen klasik ünlülerin yerini alan sosyal medya ünlüleri ile her şey değişti. İzleyici artık izlediği reklamda ona sunulan ürünün o ünlü tarafından kullanılmayacağını ya da o cildinin mükemmelliğinin gerçekten o üründen değil makyaj ve teknoloji hileleriyle gerçekleştirildiğinin farkında. Buna karşılık akıllı telefonunun ön kamerasını açıp evinin banyosunda kafasında havluyla krem öneren bir influencer daha inandırıcı ve samimi bulunabiliyor.

İçinde bulunduğumuz dijital çağın tüketicileri, bir ürün ya da hizmeti satın almadan önce bloglar da dahil olmak üzere bir dizi sosyal medya kanalından diğer kullanıcıların deneyim ve düşüncelerine göz atıyor. HaberVsXtra ekibi olarak bu dosyamızda fenomenlerle yapılan pazarlamanın ne anlama geldiğini, fenomenlerin bu işe nasıl girdiğini ve bu pazarlama yönteminin ne kadar etkili olabildiğini araştırdık.

Hazırlayanlar: Avidan Kadrioğlu, Elif Nur Aktaş, Medya Kaya, Feritcan Baydar

‘Basın özgürlüğü ancak en zor olan söylenebildiği zaman gerçekleşir’

Kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak için başlatılan “Nöbetçi Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan serbest gazeteci Kumru Başer’in, bugün İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasındaki savunması.

Gazetecilerin mesajı: ‘2017 gazetecilerin özgürlük yılı olsun’

‘Ben Gazeteciyim’ inisiyatifinin çağrısıyla bir araya gelen 100’den fazla gazeteci, cezaevinde bulunan gazetecilerle dayanışma için toplu fotoğraf çektirerek ‘selam’ gönderdi. Eski editörlerimizden Ahmet Şık ise fotoğrafın çekilmesinden 12 saat sonra gözaltına alındı.