Obezite riski gerçek mi yoksa abartılıyor mu?


Yemek insanlık var olduğundan beri yalnızca en temel ihtiyaç değil aynı zamanda en büyük keyiflerden de biri. Ama sanayileşme ve paketli gıdaların hayatımızın her anına girmesiyle birlikte, obezite tüm dünyada bir sağlık problemi haline geldi. Birçok ülke obezite ile mücadele çalışmaları yürütüyor, teşvik çalışmaları yapıyor hatta hastanelerde ayrı bir obezite departmanı bile var artık.

Amerikalılar fast food tüketiminin verdiği zarardan yakınıyor, milli geliri düşük ülkeler ise ucuz gıda tercih edilmesinden. 20-30 yıl öncesine kadar Türkiye’de neredeyse hiç konuşulmayan obezite sorununun bugün bizler için de bir tehlike haline geldiği söyleniyor.

Peki gerçekten tehlikede miyiz, yoksa abartılı bir obezite korkusu mu yayılıyor. Tehlikede isek buraya nasıl sürükleniyoruz, kendimizi korumak için ne yapmalıyız. Sanayi çağında sağlıklı kalmak için nasıl beslenmeli nelere dikkat etmeliyiz. HaberVsXtra ekibi beslenme dosyasını açtı ve sizin için araştırdı.

Hazırlayanlar: Avidan Kadiroğlu, Elif Nur Aktaş, Medya Kaya, Feritcan Baydar 

İnternet fenomenleriyle pazarlama; yoksa sıra sizde mi?

Facebook youtube instagram gibi mecralarda fenomen olmuş kişileri markalarla biraraya getiren pazarlama iletişimi yöntemi yaygınlaştıkça influencer marketing lafını daha sık duymaya başlıyoruz.

CreatorDen adlı influencer ağının çalışmasına göre geçen yıl influencer pazarlama kampanyalarının yüzde 48’i Instagram’dan, yüzde 21’i Facebook’tan, yüzde 16’sı YouTube’dan ve yüzde 15’i de Twitter’dan gerçekleşmiş.

Aslında Fenomen kişilere baktığımızda ilk göze çarpan : tutkularını keşfetmiş kişilerin bu konu hakkında bir tür “Kanaat önderi” olması ve tavsiyeler verebilmesi.

Farklı eğitim düzeyindeki ve farklı meslek grubundan oluşan, her biri farklı kitlelere hitap eden influencerların ortak özelliği belki de hobilerini işe çevirmiş olmaları.

Ulaşılmaz görünen klasik ünlülerin yerini alan sosyal medya ünlüleri ile her şey değişti. İzleyici artık izlediği reklamda ona sunulan ürünün o ünlü tarafından kullanılmayacağını ya da o cildinin mükemmelliğinin gerçekten o üründen değil makyaj ve teknoloji hileleriyle gerçekleştirildiğinin farkında. Buna karşılık akıllı telefonunun ön kamerasını açıp evinin banyosunda kafasında havluyla krem öneren bir influencer daha inandırıcı ve samimi bulunabiliyor.

İçinde bulunduğumuz dijital çağın tüketicileri, bir ürün ya da hizmeti satın almadan önce bloglar da dahil olmak üzere bir dizi sosyal medya kanalından diğer kullanıcıların deneyim ve düşüncelerine göz atıyor. HaberVsXtra ekibi olarak bu dosyamızda fenomenlerle yapılan pazarlamanın ne anlama geldiğini, fenomenlerin bu işe nasıl girdiğini ve bu pazarlama yönteminin ne kadar etkili olabildiğini araştırdık.

Hazırlayanlar: Avidan Kadrioğlu, Elif Nur Aktaş, Medya Kaya, Feritcan Baydar

Bireysel silahlanma; vazgeçilemeyen tehlike

Bireysel silahlanma, Türkiye’de kadın cinayetleri ya da maddi manevi anlaşmazlıkların vardığı cinayetlerle gündeme gelse de üzerine çok fazla tartışılmayan hatta kapatılmaya çalışılan bir konu.

Yalnız Türkiye’de değil dünyada da bireysel silahlanma üzerine epey bir tartışma yürüyor. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde kamusal alanlarda gerçekleştirilen katliamlar sonrasında toplumun silaha erişimi ciddi olarak tartışma konusu yapılıyor. Ancak bu tartışmaların pek fazla bir şeyi değiştirmediği de ortada.

25 yıldır Türkiye’de bireysel silahsızlanma üzerine  çalışmalar yürüten Umut Vakfı verilerine göre sadece geçtiğimiz yıl her gün ortalama 6 kişi, toplam 2 bin187 kişi bireysel silahlar nedeniyle hayatını kaybetti.  Birçoğu ağır olmak üzere 3 bin 529 kişi ise yaralandı. Son iki yılda, bireysel silahlarla işlenen suçların yüzde 74’ünde ateşli silahlar kullanılırken, bu oran 2017’de neredeyse yüzde 80’lerde.

Bireysel silah askeri ve polisiye amaçlar dışında kullanılan ve bireylerin evlerinde ya da üzerlerinde taşıyabilecekleri küçük ve hafif silahlar anlamına geliyor. Emniyet verilerine göre ateşli silahlarla işlenen suçların yüzde 84’ü ruhsatsız silahlarla işleniyor.

Hazırladığımız HaberVsXtra dosyasında sivillerin neden bireysel silahlara yöneldiği, bunun altında ne tür motivasyonlar yattığı, Dünyada ve Türkiye’de bireysel silahlanmanın ne boyutlara ulaştığı gibi soruların yanıtlarını bulacaksınız. Türkiye’de silah edinme prosedürlerine de yer verdiğimiz videoda, bu konudaki eksiklikleri dile getiren görüşler de yer alıyor. Bunun yanında yıllardın bireysel silahlanmaya karşı çalışmalar yürüten Umut Vakfı’nın silahların yarattığı tehlike konusundaki görüşleriyle bunun tam tersi, devlet denetiminde bireysel silahlanmayı savunan çevrelerin görüşlerini de videomuzda izleyebilirsiniz..

Hazırlayanlar: Avidan Kadrioğlu, Elif Nur Aktaş, Medya Kaya, Feritcan Baydar

 

HaberVs Gündemi 15 Aralık 2017

Habervesaire editörleri Güventürk Görgülü ve Gökhan Tan’ın moderatörlüğünde her hafta Cuma 13.00’te RGBLive’da canlı yayınlanan programda habervesaire.com haber sitesinin öne çıkan başlıklarını ve haberin oluşum sürecini konuşuyoruz.

Bu hafta muhabirlerimiz; Gökcem İslam, Alperen Öncel ve Cankut Tosun. Muhabirlerimizle 5. Boğaziçi Marka Zirvesi, ABD Federal İletişim Komisyonu’nun ağ tarafsızlığı oylaması, yeni geliştirilen cerrahi yapıştırıcılar, evcil hayvan sahiplerini biraraya getiren sosyal medya sitesi Petsbook, moda markası H&M’in tekstil ürünlerinde yıl boyu sürdürdüğü geri dönüşüm kampanyası, İptal edilen TEOG ve yeni sınav sisteminin 8’inci sınıf öğrencileri, rehber öğretmenler ve veliler üzerindeki etkileri, şampiyorlar ligi eşleştirmeleri konularını ele aldık.

İlgili haberlere konuların üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

İstanbul’da laleyle buluşmaya 9 milyon

İstanbul Lalesiyle Buluşuyor” temasıyla 2005 yılından beri düzenlenen ve bu yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 11’incisi gerçekleştirilen “İstanbul Lale Festivali” 30 Nisan’a kadar devam ediyor. Festival kapsamında parkların yanısıra, sokaklar ve meydanları da renklendiren 190 ayrı türde, 20 milyon lale dikildi. Tamamı yerli üretim olan laleleri ay sonuna kadar görmeniz mümkün.

İstanbullular genel olarak “Laleyle buluşmaktan” memnun olmakla birlikte bazıları da ortaya çıkan maliyetin yüksek olduğunu dile getiriyor. Bu eleştiriyi getiren İstanbullular, lalenin kısa ömürlü bir bitki olduğunu vurgulayarak Türkiye gibi bir ülke için bu tür harcamaların lüks olduğunu belirtiyor.

Peyzaj Mimarları Odası Yönetim Kurulu Üyesi Engin Bakacak, her lale soğanı için dikim maliyetinin 10 kuruş, soğan maliyetinin 35 kuruş, toplam maliyetin de 45 kuruş civarında olduğunu söylüyor. Bu durumda, festival kasamında dikilen 20 milyon lalenin toplam maliyetinin 9 milyon lira civarında olduğu anlaşılıyor.

1-30 Nisan tarihleri arasında devam edecek olan festivalde; Emirgan Korusu, Kadıköy Göztepe 60. Yıl Parkı ve Sultanahmet Meydanı’nda çeşitli etkinlikler sergileniyor. Festival kapsamında yerli müzik gruplarının canlı performansları, ebru sanatçıları ve cam üfleme sanatçılarının performansları yer alıyor. Aynı zamanda lale temalı fotoğraf ve resim sergileri de gezilebiliyor.

 

Sessiz dünyaya yolculuk

Dünyada milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilen Sessizlikte Diyalog Deneyimsel Sergisi, İstanbul Gayrettepe Metro İstasyonu’nda devam ediyor!

Ses yalıtımlı özel bir alana kurulmuş olan sergi tamamen sessizlikte gerçekleşiyor. İşitme engelli rehberlerin turunuza eşlik ettiği Sessizlikle Diyalog sergisi 60 dakika sürüyor. Özel bölümlerden oluşan sergide işitme dışındaki duyularınızla neler başarabileceğinizi, yüz ifadelerinizi ve vücut dilinizi daha etkin kullanmanın yollarını keşfediyorsunuz. Bölümden bölüme geçtikçe empati kurma yeteneğiniz ve farkındalığınız büyük ölçüde artıyor.

Daha önce de aynı alanda gerçekleştirilen Karanlıkta Diyalog başlıklı sergiyle görme engellilerin dünyasına deneyimsel bir yolculuk gerçekleştirilmişti. Şimdi de işitme engellilerin dünyasını anlamak ve sınırları kaldırmak için sadece bir saatinizi ayırmanız yeter.

Kamp Armen’in çocukları

Önceki gün son sahibi tarafından yıkımına başlanan ve tepkiler nedeniyle aynı gün durdurulan Tuzla Çocuk Kampı (Kamp Armen), Ermeni toplumu için sembolik anlamı yüksek bir mekân.

Kamptan yetişen çocuklar ve “kampın ekmeğini yemiş, suyunu içmiş” olmasa da gönlü orada olanlar, her Nisan’ın son hafta sonu bir piknikte buluşur, anılarını tazeler ve 1983’te mahkeme kararıyla ellerinden alınan ve 32 yıl boyunca atıl kalan kamplarına duydukları özlemi dile getirir. Bu buluşmalar, Kamp Armen’in çocuklarından Garabed Orunöz tarafından organize edildi.

Bugün 55 yaşındaki Garabed Orunöz kampa 1967’de, 7 yaşındayken adım atmış ve sekiz yazını burada geçirmişti. Orunöz 1975’te eğitim amacıyla Türkiye’den ayrıldı. Ancak döndüğünde Kamp Armen’de kendisini bir sürpriz bekliyordu: Anneleri öldüğü için 3,5 aylıkken evlatlık verilen ve 15 yıldır görmediği kız kardeşi Filor’u burada bulacaktı.

26 Nisan 2014’teki buluşmada Orunöz, Hrant Dink’in 1998’de kaleme aldığı “Kaybolmayın Çocuklar” başlıklı yazısının da konusu olan bu hikâyeyi anlatıyor. En sonda şunu söylüyor Orunöz:

“Hrant ağabey ‘Daha ağlamanın zamanı değil. Gelin yemek yiyelim ve bir daha da kaybolmayın’ dedi. Sonra Agos’u kurduğunda da ‘Kaybolmayın Çocuklar’ diye bir yazı yazdı. O bizim hikâyemizdi. Biz de onu aynı isimli film yaptık. Ama burası 31 yıldır kayıp (…) Biz burayı geri istiyoruz

Videoda Orunöz’ün yanındaki çocuklar, Kamp Armenli büyüklerinin o gün bisiklet hediye ettiği Aziz Nesin Vakfı’nda yetişmekte olan çocuklar.

VİDEO: Gökhan Tan

Tarihi yarımadanın tarihi kasabı

Eminönü Meydanı’ndaki Elmaslar Kasap, İstanbul’un yaşayan en eski işletmelerinden…
Vitrininden tezgâha, et askılarından hizmet anlayışına dek, bugün megapol olarak anılan kentte unutulan bir esnaf geleneğini yaşatıyor. Babalarının 1935’te başladığı yolculuğu sürdüren üç kardeş, Sedat, Ayhan ve Melih Elmaslar, ailenin üçüncü kuşağının farklı meslekleri tercih etmesi nedeniyle buruk. (DA/EH/GT)

Kadıköy’de tasarım pazarı

Ürünlerinin tüketiciye yeterince ulaşamadığını düşünen Kadıköylü atölye sahipleri, 22 Mart’ta Pop-up Kadıköy Tasarım Pazarı’nda bir araya geldi. Pop-up etkinliklerinin öncüsü Barış Gün’e göre atölyelere ve mağazalara girmekten çekinen Kadıköylüleri, tasarımcılarla bir araya getirmenin en güzel yolu bir tasarım pazarı düzenlemek. Bu türdeki etkinliklerin Avrupa yakasında uzun yıllardır yapıldığını fakat Anadolu yakasında ihmal edildiğini düşünen Gün, Pop-up ile seslerini duyurmaya başladıklarını düşünüyor.

Caferağa Muhit Kadıköy’de düzenlenen ve 24 atölye sahibinin katıldığı pazarı yaklaşık 2 bin kişi ziyaret etti. Pazarda seramik, oyuncak,  takı, çanta, kıyafet, kitap gibi birçok özel tasarım ürünü satışa sunuldu.

Etkinliğin organizatörlerinden Aytül Üce, Kadıköy’de sanatçı ve tasarımcıların kolektif bir çalışma yürütmesini istiyor. Öncelikle yerel üreticinin tanışıp sosyalleşmesi için düzenlenen Pop-up Kadıköy etkinliklerinin Mayıs ayında da tekrarlanması planlanıyor.