Dünyanın yaygın mesajlaşma uygulamalarından Whatsapp’ın yeni özelliği “mavi tik” büyük tartışma yarattı. Daha önce, mesaj karşı tarafa iletildiğinde, ekranda”gri tık” çıkıyordu. Ancak mesajın okunup okunmadığı bilinmiyordu. Yeni güncellemeyle birlikte mesaj okunduğu anda ekranda “mavi tik” beliriyor. Bu özellikten memnun olanların yanı sıra özel hayat diye bir kavramın kalmamasından şikâyetçi olanlar da var.
Pek çok kişi Tictoc, Snapchat, Line, Tango gibi alternatif mesajlaşma uygulamaları olduğunu söylüyor ancak mavi tike rağmen hiçbiri Whatsapp uygulamasından vazgeçmiyor.
Mavi tik uygulamasını devre dışı bırakmanın yolu da açıklandı. Bunun için hem Android hem de İOS işletim sistemlerinde telefonunuzu uçak moduna alarak ya da internet erişimini keserek gelen mesaja bakabiliyorsunuz. Ayrıca Whatsapp’ın, yeni sürümünde mavi tik uygulamasını isteğe bağlı hale getireceği de konuşuluyor.
Türkiye futbol hayatının unutulmaz isimlerinden Beşiktaş Kulübü Onursal Başkanı Süleyman Seba 88 yaşında hayatını kaybetti. Seba, 15 Ağustos cuma günü gerçekleştirilecek törenle toprağa verilecek.
Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün “Beşiktaşlı duruşunun en önemli temsilcisi” olarak nitelendirdiği Seba, yalnız Beşiktaş için değil, Türkiye futbolu için de simge isimlerden biriydi. Seba, 1984’ten 2000 yılına kadar BJK başkanlığında kaldığı sürede pek çok yeniliğe imza atmış, görevden ayrıldığı 2000 yılı kongresinde kulüp üyelerinin oybirliği ile Hakkı Yeten’den sonra BJK’nin ikinci onursal başkanı seçilmişti.
Şubat 2009’da BJK Fulya Süleyman Seba Kompleksi’nin açılışı vesilesiyle HaberVs muhabirleri Kubilay Keçeli ve Can Aydın Beşiktaş camiasının önemli sporcuları, spor gazetecileri, yöneticileri ve Süleyman Seba’nın yakın çevresindeki isimlerle bir araya gelerek kulübün onursal başkanı hakkında kısa bir belgesel hazırlamıştı. Yaklaşık 9 dakikalık bu belgeseli Süleyman Seba’nın anısına tekrar yayınlıyoruz.
Sahip olduğu en küçük toprak parçası bile yapılaşmaya açılan İstanbul’un imar planlarında ısrarla göz ardı edilen hayati bir sorunu var: Yeşil alan ihtiyacı.
Bostanlar, deprem toplanma alanı olarak belirlenen boş alanlar ve kentsel dönüşüm gerekçesiyle yıkılan gecekondular, yerini insanca yaşamın kaldırabileceğinin çok üzerinde bir yapılaşmaya bırakırken kentli, yeşil alan ihtiyacını otoyol kenarlarında karşılamaya çalışıyor.
HaberVs’nin görüntülediği, Beyoğlu ve Şişli ilçelerinin sınırını oluşturan Piyalepaşa Bulvarı’ndaki kavşak, bu alanlardan sadece biri.
Parklardaki yoğunluk da kentlinin yeşile hasretini doğrular durumda. Kağıthane Parkı’nda HaberVs’ye konuşan bir vatandaş, parkın geniş yüzölçümüne rağmen ancak “erken gelenin yer bulabildiğini” söylüyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kişi başı aktif yeşil alan miktarını Avrupa Birliği standartlarının üzerine çıkardığını savunuyor. Ancak gerek kişi başı yeşil alan miktarının 20 metrekareyi bulduğu Avrupa Birliği verileri ve gerek İBB’nin de üyesi olduğu World Cities Culture Forum bu iddiayı doğrulamıyor. Kişi başına 1,65 metrekare yeşil alan düşen İstanbul’da “halka açık yeşil alan oranı” ise sadece yüzde 1,5.
Sahip olduğu bu yeşil alan oranıyla İstanbul, kendisiyle benzer parametrelere sahip büyük kentler sıralamasında ancak son sırada yer buluyor. Çünkü World Cities Culture forumuna üye kentlerden Londra’nın yüzde 38,4’i, Hong Kong’un yüzde 41’i, Berlin ve New York’un yüzde 14’ü, Paris’in yüzde 9,4’ü halka açık yeşil alan.
Türkiye’nin 66 ilinden daha kalabalık bir nüfusa sahip Bağcılar ilçesinde kişi başına düşen yeşil alan 0,97 metrekare. Bu sayı Esenler’de 0,07 ve Sultanbeyli’de ise 0,1 metrekare.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre İstanbul ölçeğinde bir kentin sağlıklı bir yaşam sunabilmesi için, kişi başına 10 metrekare yeşil alana sahip olması gerekiyor.
Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir Planlama bölümü öğretim üyesi Erhan Demirdizen, sorunun yeşil alan miktarının yetersizliğiyle sınırlı olmadığına dikkat çekiyor. Demirdizen’e göre kısıtlı yeşil alanlar da yanlış planlama nedeniyle kente dengesiz dağılmış durumda.
Bağımsız fotoğraf kolektifi Nar Photos, kuruluşunun 10’uncu yılını “Yolda” adlı sergisiyle kutluyor. 2003 – 2013 yılları arasında kayda alınan 20 bin fotoğraflık arşivinden seçilen 75 ayrı fotoğraf İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nde geçen hafta izleyicileriyle buluştu. Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan veya etkisi bugüne uzanan olay ve durumların bir seyrini sunan sergide fotoğrafların yanı sıra 6 video da yer alıyor. Küratörlüğünü Sena Çakırkaya’nın üstlendiği, 20 fotoğrafçının eserlerinden oluşan “Yolda” sergisi, adeta Nar Photos’un bağımsız yapısının da bir temsili niteliğinde. Sergide, Türkiye ana akım medyasının değinmekten uzak kaldığı, gösterilmeyen veya üzerinde yeteri kadar konuşulmayan netameli her konu fotoğraflarla anlatılıyor. Sanat fotoğrafçılığı ve foto muhabirliği arasındaki sınırları ortadan kaldırmayı amaçlayan Nar Photos arşivinden derlenen fotoğraflar 9 Kasım’a dek sergilenecek.
BJK İnönü Stadyumu yenileme inşaatı devam ediyor. Kaba inşaatının Ağustos sonunda bitirilmesinin planlandığı stadyumun, eski numaralı tribününün yapımı tamamlanmak üzere. Tarihi stadyum, sponsor firmayla yapılan anlaşma gereği 15 yıl süreyle Vodafone Arena olarak anılacak.
BJK İnşaat ve Ticaret AŞ Genel Müdürü İhsan Coşkun’un HaberVs’ye verdiği bilgiye göre stadyumum, deniz tarafındaki Eski Açık tribününün koruma kararı bulunan bölümü ve iki tarafındaki kule sökülüp, tekrar inşa edilecek. Yeni stadyum, karaya doğru 23 metre kaydırıldığı için bu bölüm tribünlerden bağımsız olacak. Kültür Varlıklarını Bölge Koruma Kurulu’ndan onay alması durumunda eski müzenin üzerine bir restoran, altına ise bir moda merkezi ve hediyelik eşya dükkânları inşa edilecek.
HaberVs muhabirleri stadyum inşaatının son durumuyla ilgili gelişmeleri görüntülemek üzere Dolmabahçe’deydi.
Beyaz perdeye de aktarılan Harry Potter serisinde, büyücülerin uçan süpürgeler üzerinde oynadığı Quidditch oyunundan esinlenerek yaratılan Muggle QuidditchTürkiye’de de oynanmaya başladı. Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) bir grup öğrencinin kurduğu Muggle Quidditch Topluluğu bu ilginç oyunu Türkiye’de ilk oynayan grup oldu. Kitapta anlatılandan farklı olarak, sadece uçamayan süpürgeler kullanılan oyun, kısa sürede üniversiteler arasında hızla popülerleşti. Şu an Avrupa, Amerika ve Avusturalya'da da oynanan oyunla ilgili kendi federasyonlarının düzenlediği quidditch turnuvaları dahi bulunuyor.
Federasyonu da var
Harry Potter serisinin büyüleyici dünyasından esinlenilen ve genellikle üniversite öğrencileri arasında yaygın bir spor olan Muggle Quidditch, 2005 yılında Amerika’nın Vermont eyaletinde Middleburry Üniversitesi’nde bir grup öğrenci tarafından geliştirildi. Kısa sürede popülerleşen ve 2007’den itibaren turnuvalar düzenlenmeye başlayan oyunu resmileştirme yolunda atılan en önemli adımlardan biri ise 2011’de Uluslararası Muggle Quidditch Federasyonunun kurulması. Geçen Nisan ayında yapılan son Dünya Kupası maçlarında 60 üniversiteden takımlar yarıştı.
ODTÜ Muggle Quidditch grubunun kurucu üyelerinden Canan Türkmen, arkadaşlarıyla öylesine konuşurken ortaya çıkan bu oyunun oynama fikrinin bir anda gerçekleştiğini belirterek, “Bir logo hazırladım ve ODTÜ’deki Spor Müdürlüğü’ne başvurdum ve şimdi de oyunu oynuyoruz. Amacımız dünyanın diğer ülkelerindeki gibi oyunun yaygınlaşması ve Türkiye’de de resmi statü kazanması” diyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu’na başvuru yapmaya hazırlandıklarını anlatan Türkmen, Uluslararası Muggle Quidditch Federasyonu’na da başvurarak lisanlı resmi bir takım olmak istediklerin söyledi.
Süpürgeler uçamıyor ama…
Muggle Quidditch’in kitapta anlatılanlardan bir kaç farkı var. Süpürgeler uçamıyor ama oyunda zorunluluk. Bludger ile vurulan oyuncu kendi takımının çemberine dokunana kadar oyun dışı kalıyor. Altın Snitch ise oyunda tarafsız biri tarafından canlandırılıyor. Sarı bir çorabın içine konan tenis topu ile oynanıyor. Çorabı şortunun arkasına sıkıştıran oyuncu sahaya oyunun 10. Dakikasından sonra giriyor. Altın Snitch’in oyuna dahil olmasıyla arayıcılar sahaya girebiliyor. Arayıcılar altın Snitch’ e fiziki bir müdahale edemeden sadece topu yakalayabilir ancak Snitch’i canlandıran tarafsız oyuncunun böyle bir sınırı yok. Buna rağmen Muggle Quiddtich sporunda ciddi bir sakatlık yaşanmamış.
Oyunun en ilginç özelliklerinden biri “minimum 2” kuralı. Bu kurala göre bir takımda en az iki kişi kendini diğer oyunculardan farklı bir cinsel kimlik ile tanımlıyor olmalı. Altı kişilik takımda en az iki kız veya takımın hepsi aynı cinsiyette ise en az ikisinin diğerlerinden farklı bir cinsel kimliği olması gerekiyor. Türkmen, bu kuralın oyunun felsefesinde önemi yer tuttuğunu belirterek, “Farklı bir oyun Muggle Quidditch. Tek tipleştirilmiş spor kültürünü yok etmek, sporda farkındalık ve yaratcılığı teşvik etmek gibi amaçları olan bir oyun. Spor, erkek egemen yapıya sahip. Bu oyun ise sadece kadın-erkek değil bütün kimliklere açık. Derdimiz kendini kadın-erkek cinsiyet sistemini kullanmayan ve ötekileştirilien ve toplum dışına itilen diğer kimliklere de yer sağlamak” diyor.
Havada “basketbol”: Quidditch Quidditch oyunu Harry Potter kitaplarında anlatıldığına göre iki takımdan yedişer oyuncu ile oynanıyor. Basket topuna benzer bir topa Quaffle deniyor ve iki takımda da üçer kişi kovalayıcı pozisyonunda bu topu birbirleri arasında paslayarak karşı takımın çemberinden geçirmeye çalışıyor. Çemberden geçirilen top 10 puan oluyor. Çemberlerin önünde bunu engellemek için tutucu pozisyonunda biri var. Yalnız, kovalayıcıların önündeki tek engel tutucu değil. Tutucu dışında kovalayıcıların sayı yapmasını engellemek için her takımda ikişer kişi vurucu pozisyonunda bulunuyor. Quaffle dışında Bludger denen iki topla oynayan vurucular, yakartop mantığındaki gibi Bludger’lar ile kovalayıcıları vurmak ile görevli. Oyunun bir skor sınırı veya süre sınırı yok. oyunu bitirenler arayıcı pozisyonunda oynayan oyuncular. Her takımda bir arayıcı altın snitch denilen uçabilen, gözle görülmesi zor küçük bir topu yakalamak zorunda. Altın snitch yakalanana dek oyun devam edilebilir. Altın snitch 150 puan değerinde ve çoğunlukla snitch’i yakalayan takım arada çok büyük bir puan farkı olmadıkça maçı kazanıyor.
Gökçeada‘da geçtiğimiz hafta yaşanan selin neden olduğu zarar belirginleşiyor.
Turizm sezonu için aldıkları ürünlerin çoğunu selde yitiren ve dükkânları zarar gören esnafın önemli sorunu, işletmelerinin büyük bir bölümünün sigortasız olması: Selde zarar gören 150’ye yakın işletme içerisinde sigorta sahibi 10-12 işletme olduğu söyleniyor.
Ancak selin bilanço bununla sınırlı değil: dolunun hasar verdiği adadaki üzüm bağlarından iki yıl boyunca ürün alınamaması söz konusu.
Belediye Başkanı Ünal Çetin‘e göre sel kaynaklı zararın parasal büyüklüğü 3, 5 milyon TL. Çetin altyapıyla ilgili sorunların devlet tarafından çözüleceğini, ancak sezon başında borçla mal alarak dükkan açan esnafa yardım eli uzatılmasını dile getiriyor.
HaberVs muhabirleri 2 Mayıs gecesi yaşanan sel felâketinden bir hafta sonra Gökçeada’daydı.
Soma Kömür İşletmeleri'ndeki kazada hayatını kaybeden maden işçileri için bugün 12:30’da Soma Holding’in İstanbul Levent’teki yönetim binası önünde yapılmak istenen eylem polis barikatına takıldı. Emniyet güçleri sokağın her iki ucuna kurdukları barikatlarla sokağa girişe izin vermedi. Barikatların kurulmasında önce sokağa girerek, binanın önünde oturma eylemi gerçekleştiren Öğrenci Kolektifleri üyesi beş kişiye ise müdahale edilmedi.
Polisle yapılan görüşme sonrasında, holding yetkilileriyle görüşmek isteyen protestoculardan altısının geçişine izin verildi. Bu eylemcilerin verdiği bilgiye göre camları filmle kapatılan holding binasında görevli kimse yoktu. Protestocular 19:00’da Taksim Tünel’de eylem çağrısında bulunduktan sonra ayrıldı.
İstanbul’da tarım alanlarının, ormanların imara açılması sadece kentte insanca yaşamaya çalışan insanları değil, mandaları da tehdit ediyor.
İstanbul Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği’ne göre kentteki manda sayısı son 30 yılda 80 binden, 13 bine geriledi. Bu sayının kısa sürede de yarıya ineceğinden endişe ediliyor. Birlik Başkanı Sezai Ural bu düşüşe neden olarak dev inşaatları ve 3. köprü ve 3. havalimanı gibi ulaşım projelerini gösteriyor. Çünkü kentteki mandaların yüzde 90’dan fazlası bu projelerden doğrudan etkilenen Silivri, Çatalca, Eyüp ve Arnavutköy ilçelerinde yetiştiriliyor.
Havalimanı ve köprü projelerinin inşaat alanı içerisinde kaldığı için tahliye edilecek, kapatılacak köklü işletmeler var. HaberVs muhabirlerinin, başta Vadi İstanbul olmak üzere dev inşaat projelerinin yürütüldüğü Cendere Vadisi’nde görüntülediği manda işletmesi de iki üç aya kadar taşınmak durumunda olduğunu söylüyor.
Manda yetiştiriciliği, bu ilçelerin Karadeniz kıyılarında yoğunlaşıyor. Ancak uzmanlar, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İSKİ), İstanbul’un su kaynağı konumundaki bu bölgenin mandalar tarafından kullanılmaması için de uyarılarda bulunduğunu belirtiyor.
Oysa manda suya bağımlı bir hayvan (Mandanın diğer ismi “su sığırı”). Derisi koyu renkli ve kalın olduğu için vücut ısısı çabuk yükseliyor. Ter bezleri diğer sığırlardan daha az olduğu için beden ısısını kendi dengeleyemiyor. Bu nedenle günde birkaç kez suya girmesi gerekiyor. Özetle suyun olmadığı yerde manda yetiştiriciliği yapmak mümkün değil.
“Manda sayısı nüfusa hitap etmekte zorlanıyor”
Veteriner Sağlık Teknikeri Talat Han “Manda sayısının nüfusa hitap etmekte zorlandığı” görüşünde. Han, süt, yoğurt, kaymak ve sucuk olarak büyük rağbet gören manda ürünlerine karşı talebin karşılanamaz hale geldiğine dikkat çekiyor.
Mandalardaki gerileme İstanbul’la da sınırlı değil. İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Kasım Piral ise 1970’lerde manda popülasyonunda dünyada 10. sıradaki Türkiye’nin 22. sıraya gerilediğini söylüyor. Ülke genelindeki 1 milyon mandandan geriye 80 bin kadarı kaldığı belirtiliyor.
Halk Elinde Ülkesel Manda Islahı Projesi ile, manda yetiştiriciliği ayağa kaldırılmaya çalışılıyor. Projenin İstanbul ayağında 1548 hayvan takip ediliyor.
İstanbul’da halen 260 manda işletmesi faaliyet gösteriyor. Her işletmenin 40 ile 65 arasında hayvanı var. Ancak 93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) sonrasında Kafkaslarda göç eden ailelerin ayak olduğu geleneksel manda yetiştiriciliği yok olmaya aday. Nisan 2015’deki 8. Asya Manda Kongresi’nin de mandalarını hızla yitiren İstanbul’da yapılacak.