“Oda TV davası demokrasiyi sınıyor”

HaberVs Editörü Ahmet Şık ve Nedim Şener'in de aralarında bulunduğu 10 gazeteci ve yazarın yargılandığı Oda TV davasınanın, bugün Çağlayan Adliyesi'nde görülen ilk duruşmasını izleyen katılımcılar görüşlerini HaberVs ile paylaştı.

Gazeteciler Philippe Leruth (Avrupa Gazeteciler Federasyonu [EFJ – European Federation of Journalists] Başkan Yardımcısı), Steven Ellis (Uluslararası Basın Enstitüsü [IPI – International Press Institute] Avrupa ve Kuzey Amerika Basın Özgürlüğü Danışmanı), Erol Önderoğlu (Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü [RSF – Reporters Without Borders] Türkiye Sorumlusu), Ece Temelkuran (HaberTürk), Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala ve “vatandaş” Nezih Kesim'in ortak görüşü davanın basın özgürlüğünü hedef aldığıydı… (YK/EÖ/GT)

Basın özgürlüğü 'ertelendi'

Gazeteciler, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Oda TV davası öncesinde, tutuklu yargılanan meslektaşlarının tahliye kararının çıkacağı konusunda umutluydu.

Duruşma öncesinde Ahmet Şık ve Nedim Şener'in Gazeteci Arkadaşları (ANGA) adına konuşan Eren Eğilmez, aylardır somut deliller olmadan cezaevinde tutulan ve tahliye talepleri defalarca reddedilen gazeteciler için duyulan umudu şu sözlerle özetliyordu: “Bugün mahkemenin karşısında tarihi bir fırsat var. Gazeteciler, arkadaşlarımız derhal serbet bırakılmalıdır.”

Mahkeme, Soner Yalçın ve bazı sanıkların avukatlarının yaptığı “reddi hakim” talebini kabul etti ve üst mahkeme olan İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nce değerlendirilmesine karar verdi. Ancak bu kararını gerekçe göstererek sanıkların “tutuksuz yargılanma” isteklerini dikkate dinlemedi ve duruşmayı 26 Aralık tarihine erteledi.

Gazetecilere Özgürlük Platformu'nun Dönem Başkanı, Ankara Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, duruşma sonrasındaki görüşlerini şöyle ifade ediyordu:

“Sabah duruşmaya girmeden önce içimizde az da olsa bir umut vardı. 'Acaba kurgulanmış bu davada bir yanlışlık yapılır da arkadaşlarımız serbest bırakılır mı' diye. Fakat gerek duruşmanın seyrinde ve gerek kararda bunun boş bir umut olduğu ortaya çıktı.”

Uluslararası gazetecilik örgütlerinin temsilcilerinin de bulunduğu bir heyetle yarın tutuklu gazetecilerin aileleriyle görüşeceklerini ve Ankara'daki temasları sonrasında bir rapor hazırlayacaklarını söyleyen Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Ercan İpekçi ise, bu raporun Türkiye'nin utanç belgesi olacağının altını çizdi. (BA/AM/EÖ/GT)

Ahmet de burada olmalıydı!

İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi, 2011/12 öğretim yılına önemli bir eksikle başladı. Medya ve İletişim Sistemleri bölümü Öğretim Görevlisi ve bölüm öğrencilerinin haber portalı HaberVs’nin editörlerinden Ahmet Şık 209 gündür tutuklu.

Gazeteci Ahmet Şık, 26 Ağustos’ta hazırlanan ve 9 Eylül’de mahkemece kabul edilen iddianameye göre “Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün hiyerarşik yapısı içerisinde bulunmamakla birlikte, örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda örgütsel doküman hazırlayarak örgüte yardım etme” gerekçesiyle yargılanıyor.

Bu gerekçe onun dünya görüşü ve meslek yaşamı boyunca ortaya koyduklarıyla da hiç bir şekilde bağdaşmıyor. Bu nedenle Ahmet’in aramızda olmamasıyla hissetirdiği eksiklik onun fiziksel varlığıyla sınırlı değil. Türkiye’de ilkeli ve adaletli bir düzenin ve bu düzenin en önemli unsurlarından olan dürüst ve tarafsız bir medyanın eksikliğine de karşılık geliyor.

İletişim Fakültesi öğretim üyeleri bu nedenle ilk derslerine, üzerinde Ahmet Şık ve Nedim Şener’in resimleri bulunan “Gazetecilere Özgürlük” tişörtüyle girerek kişisel tepkilerini dile getirdi.

“Ahmet de burada olmalıydı!”

Video Haber: Batuhan Acar

Ahmet Şık'a 'gönülden bir selam'

İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu, fakültenin mezuniyet töreninin gerçekleştiği 30 Haziran’da yaptığı konuşmada, Medya ve İletişim bölümünün tutuklu öğretim görevlisi Ahmet Şık’a “bir selam” göndermişti. Nalçaoğlu’nun konuşmasının bu bölümünü, HaberVs’nin yeni yayın dönemine başlaması nedeniyle yayınlıyoruz.

Nalçaoğlu’nun konuşmasının Ahmet Şık’la ilgili bölümü:

“Üniversiteden çalışma hayatına yöneldiğiniz bu anda ne yazık ki karşılaşacağınız gerçekler pek de iç açıcı değil. Bugün Türkiye’de hâlâ basın ve ifade özgürlükleri tartışılır halde. Üzülerek ifade etmek isterim ki bütün bunların yanı sıra cezaevinde çok sayıda medya çalışanı adil yargılama beklerken özgürlüklerinden fedakarlık etmeye zorlanıyorlar.

“Değerli dostlar, sevgili kardeşlerim. Buradan fakültemiz öğretim elemanı, çalışma arkadaşım, gazeteci Ahmet Şık’a gönülden bir selam göndermek isterim.”