Kansere karşı alışveriş!

Kansersiz Yaşam Derneği’nin kanserde erken teşhisi vurgulamak ve kanser hastalarına destek sağlamak amacıyla organize ettiği “Alışveriş Yaşa-TIR” şenliği,  İstanbul Shangri La Bosphorus Oteli’nin Balo Salonu’nda gerçekleşti.

Kansersiz Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dida Didem Kaymaz, kendisi gibi kanser hastalarına destek sağlamanın yanında hastalığa yakalanmama konusunda da farkındalık yaratabilmek için çalıştıklarını söyledi. Bu konuda kanserde erken teşhisin önemini vurgulayan eğitim ve organizasyonları arttırmayı planlayan Kaymaz ünlülerin derneğe duyarlılıklarından oldukça memnun.

Organizasyona 86 marka katıldı. Markaların yanısıra, ünlüler de kampanyaya bağışlarıyla destek verdi. Projenin amacına ulaşabileceğine inandığını belirten Oyuncu Pınar Altuğ,  böyle hassas ve önemli bir projede yer aldığı için mutlu olduğunu söyledi.

Konserde giydiği kostümleri kendi kurduğu stantta satışa sunan Sanatçı Bengü, bu proje sayesinde sosyo-ekonomik durumu iyi olmayan kanserli vatandaşlara ulaşabilmenin ve bu duruma farkındalık yaratmanın büyük bir adım olduğunu belirtti.

Ünlülerin kendi kurduğu standlar dışında Kansersiz Yaşam Derneği tarafından kurulan “Ünlülerimizden Gelenler” standında sanatçı ve sporcu ünlülerin gönderdiği eşyalar ayrıca satışa sunuldu. Gelirlerin tamamı derneğe bağışlanan ve aralarında, Arda Turan’ın Milan’a gol attığı maçta giydiği kramponları, Atletico Madrid imzalı forması, Hakan Şükür’ün imzalı Galatasaray forması, Demet Akbağ’ın Eyvah Eyvah filminde giydiği kostümleri, Nilüfer’in klibinde giydiği elbisesi gibi birçok eşya bulunuyor.

Ayrıca Dilek Hanif ve Bahar Korcan'ın derneğe bağışladığı tasarımları, Galatasaray Kadın basketbol takımı kaptanı Işıl Alben'in forması, Muhteşem Yüzyıl ekibinden “Hürrem Sultan'ın tacı”, Emre Altuğ, Çağla Şikel, Nilüfer, Burak Özçivit, Saba Tümer, Esra Erol, Mustafa Ceceli, Fatih Terim, Hülya Avşar, Burcu Esmersoy, sunucusu Oylum Talu, Mancini, Fenerbahçeli kadın NBA oyuncusu Angel Mccoughtry ile birçok ünlü sanatçı ve sporcunun derneğe verdiği kişisel eşyaları “Yaşa-TIR” projesi yararına satışa sunuldu.

Hakan Yaman'a ne oldu?

Gezi direnişleri sırasındaki hedef gözetmeyen polis terörünün sınırsızlığının en çarpıcı örneklerinden birisi kuşkusuz ki Hakan Yaman’ın başına gelenler. 3 Haziran 2013 gecesi, işinden Sarıgazi’deki evine dönerken olayların ortasında bulan ve sonrasında polislerin linç girişimine maruz kalan Yaman, deyim yerindeyse ölümden döndü. Ağır bir dayak sonrasında yetmedi bir de ateşin içine atıldı. Kalıcı beyin hasarının yanı sıra bir gözünden olan, vücudunda 2. derecede yanık oluşan, çene, alın ve burun kemikleri kırılan Hakan Yaman, 5 kritik cerrahi operasyon geçirdi. Yaman'ı 3 operasyon daha bekliyor.

Sağlığına kavuşması mümkün değil

Hızla iyileşiyor olsa da Yaman’ın 3 Haziran'dan önceki sağlıklı haline dönmesi artık mümkün değil. Yaman ailesi ihtiyaçlarını çevrenin yardımlarıyla ve Nihal Yaman’ın sattığı el işleriyle sağlıyor. Yaman bu süreçte mahallesi Sancaktepe'nin kendisini yalnız bırakmadığını belirtiyor. Devletten herhangi bir destek almadıklarını da sözlerine ekliyor. Linç girişiminden önce şoförlük yaparken, artık bir gözü kör kalan ve diğerinde de yüzde 80 görme kaybı oluştuğu için işini de kaybeden Yaman ve ailesi fiziksel yaraların yanında özellikle çocukları üzerinde etkisi hâlâ süren psikolojik travmalarla da boğuşuyor.

Yaman’ın yaşadığı pervasız şiddet kısmi olarak bir vatandaşın cep telefonuyla kaydedilmiş olsa da, kendisine işkence yapanların bulunmasıyla ilgili soruşturmada herhangi bir ilerleme sağlanmış değil. Kovuşturma aşamasında olayla ilgili dosyada savcılık hâlâ işkenceci polislerin kimliğini saptayamadı. Devletin adaleti sağlayamamasının yanı sıra Yaman ailesinin devletten hiçbir yardım görmemesini de bir tür baskı mekanizması olarak niteleyen Yaman'ın avukatı Eylem Kınacılar, “Devlet Hakan'ın gözünü geri getiremezdi. Ancak bu ailenin acısını hafifletebilirdi. Bunu da yapmadılar. Yapılabilecek şeylerden kaçmak da bir baskıdır” diyor.

Uluslarası Af Örgütü takipte

Yaşanılan bu kötü günler sırasında Yaman ve ailesinin yanındaki tek kurum ise Uluslararası Af Örgütü. Örgüt,  devlet şiddetinin bu en çarpıcı örneklerinden biriyle ilgili, “Hakan Yaman’a ne oldu?” başlığı altında eylemler düzenliyor. Yanıtı bilinen ancak failleri açığa çıkarılamayan bu olayla ilgili örgüt, geçtiğimiz aylarda Galata Kulesi ve Çağlayan Adliyesi'nin duvarlarına “Hakan Yaman’a ne oldu?” sorusunu projeksiyonla yansıtıldığı bir eylemi yaptı.

Af Örgütü  hakanyamananeoldu.org isimli bir internet sitesiyle de kampanyayı yürütmeye devam ediyor.

Moda trendleri ve eğlence Blogger Bazaar'da buluştu

Moda alanında blog yazarlarını buluştran Blogger Bazaar organizasyonunun beşincisi 23 Mart Pazar günü İstanbul Lütfü Kırdar Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi.

Moda blogger'larının kendi yarattıkları trendleri, kendi takipçileriyle paylaşabilmelerini sağlayan Blogger Bazaar, blogger'ların tasarımlarını ve kendi ürettikleri kıyafetleri okurlarına satma imkanı da sağlıyor. Daha önceki organizasyonlarda 12 blogger'ın katıldığı Blogger Bazaar bu yıl  42 blogger'a ev sahipliği yaptı ve binin üzerinde ziyaretçiyi ağırladı.

Blogger Bazaar sayesinde birbirlerini tanıma fırsatı yakalayan bloggerlar, tasarımlarını da birbirleriyle paylaştı. Katılımcılar, gün boyunca hem ünlü moda blogger'larıyla tanışma imkanı bulurken çeşitli markalar da sosyal medya üzerinden yürüttükleri yarışmalarda hediyeler dağıttı.

Pek çok farklı sektörden farklı markaya dijital pazarlama alanında destek veren Vesta Event’in düzenlediği Blogger Bazaar önceki yıllarda İzmir Alaçatı ve İstanbul'da gerçekleştirilmişti.

İlhamını internet ortamından alan Blogger Bazaar, Pazarz.com ve Shopinomi.com gibi yeni kurulan pek çok web sitesini katılımcılarla tanıştırdı ve uzmanlık alanları hakkında blog yazarlarına bilgi verdi.

Bağımsız medya arayışı

Başlarken

Türkiye’de medya derin bir kriz içinde.

34 kişinin kendi ülkelerinin savaş uçakları tarafından bombalanarak öldürülmesini, onlarca şehirde yüzbinlerce insanın meydanlara döküldüğü Gezi protestolarını, siyasetin en üst düzeyindeki yolsuzluk iddialarını vermeyecek kadar derin bir çukura girdi Türkiye medyası.

Gazeteciler ve medya kuruluşları çeşitli siyasi görüşlere ve gruplara yakınlık duyabilir; hükümeti destekleyebilir veya eleştirebilir. Söz konusu, medyadan tarafsız olmasını beklemek değil; bu yayın politikasını ve hedef kitlesini kendisi belirleyen medyanın tanımıyla çelişen bir beklenti olur.

Ancak medyanın tarafgirliği “haber olarak okuduğumuz, dinlediğimiz, izlediğimiz şeyler gerçeğe ne kadar yakın” sorusunu ortadan kaldırmıyor. Ne var ki Türkiye medyası, gerçeğin fütursuzca çarpıtıldığı ya da en azından olan bitene seyirci kalındığı örneklerden geçilmiyor.

Körleşmeye kadar uzanan ideolojik angajman kadar, devlet ve hükümetlerin basına baskı uygulaması, patronların medyayı, medya dışı işlerindeki çıkarlarına göre kullanması, buna karşılık gazetecilerin sermayeye karşı “kırılgan” duruşu, ülkede hemen her alanda yaşanan hukuk ve ifade özgürlüğü yoksunluğundan gazetecilerin de pay alması, Türkiye medyasının kronik sorunları.

Her şeye rağmen haberciliği medya patronuna, devlete, iktidara ya da ideolojik olarak yakın olduğu siyasi kuruma karşı değil, okura, dinleyiciye, izleyiciye karşı bir sorumluluk olarak görenler de var.

Ve yeni arayışlar mevcut. Örneğin, editoryal bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıktan geçtiğini idrak eden girişimler.

Bu girişimler okuru, dinleyiciyi, izleyiciyi bağımsız gazetecilik için katkı yapmaya davet ediyor. Türkiye’de, “kitle fonlaması” ya da medya özelinde “okur destek fonu” olarak isimlendirilen bu yönteme başvuran az sayıda yayın organı var. 

***

HaberVs
muhabirleri mikrofonlarını, okuru “bağımsız gazeteciliğe” bu yöntemle katkıda bulunmaya çağıran medya kuruluşlarına uzattı ve bir dizi video haber hazırladı.

Dizinin ilk konuğu, Türkiye medyasında okur destekli yayıncılığın öncüsü olan ve 11 yıldır uyguladığı Dinleyici Destek Projesi’ni geçen hafta özel yayınla sürdüren Açık Radyo’nun Genel Yayın Yönetmeni Ömer Madra.

Türkiye’de demokrasinin ve medyanın güncel durumunu “alacakaranlık kuşağı” diye tanımlayan Madra, dinleyicinin maddi desteğiyle yapılan yayın yapmanın Açık Radyo’nun sadece bağımsız kalmasına katkıda bulunmadığını aynı zamanda dinleyeciye karşı hesap verebilir konuma getirdiğini söylüyor.

HaberVs'nin notu: Bir Açık Radyo destekçisi olan ve bu haberde de görüşüne başvurduğumuz Oyuncu Kenan Işık, haberi yayına hazırlandığımız sırada bir kaza geçirdi. Hayati tehlikesinin devam ettiği ifade edilen deneyimli oyuncuya acil şifalar diliyoruz.

Bizi bekleyen susuz yaz!

Baharın ilk günlerinde herkes bir yanda doğadaki canlanmanın ve kıpırtının keyfini çıkarmaya çalışırken bir taraftan da içten içe bir kaygı yaşıyor. O kaygı, tarım bölgelerinin şimdiye kadar çoktan hissettiği, büyük şehir sakinlerinin ise sonuçlarını özellikle yazın hissedeceği kuraklık kaygısı…

Sonbahar ve kış aylarında İstanbul’da yaşanan mevsim normalleri üzerindeki sıcaklık ve yağış kıtlığı, barajlardaki doluluk oranının yüzde 30’un altına geriletti. Son iki hafta görülen yağışlar su seviyesini yüzde 28'den yüzde 35'e yükseltse de bu yağış miktarı uzmanların ilkbahar ve yaz başındaki “bol yağış” temennisinden hayli uzakta.

22 Mart Dünya Su Günü için bir açıklama yapan Greenpeace, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasının, küresel ısınmanın neden olduğu iklim değişikliği ve dolayısıyla kuraklıktan en çok etkilenecek bölge olduğuna bir kez daha dikkat çekiyor.

Fotoğraf: HaberVs
Fotoğraf: HaberVs
Türkiye’nin 1957 yılından sonra en büyük ikinci kuraklık dönemini geçirdiğini söyleyen İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü İklim ve Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Ozan Mert Göktürk’e göre de içinde bulunduğumuz günlerde normalin üstünde yağışlar olmazsa su kesintileri kaçınılmaz olacak.

Ekmek fiyatları dahi artabilir

İstanbul’u tehdit eden kuraklık, tarımı da hayli olumsuz etkiledi. Buğdayın yeterli yağış alamadığı için büyüyemediğini söyleyen Yeryüzü Derneği Genel Sekreteri Devin Bahçeci, buğdayın yıllık ürün değerinde düşüş olduğu için un ve ekmek fiyatlarının artabileceğini belirtiyor. İklim değişikliği nedeniyle Türkiye’nin her zaman kuraklık sorunu yaşayabileceğini belirten Bahçeci, Türkiye’nin Ortadoğu ülkeleriyle kıyaslandığını ve su zengini bir ülke olarak düşünüldüğünü söylüyor. Ancak Avrupa ülkelerine ve genel ortalamalara göre Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını vurgulayan Bahçeci, yerel yönetimlerin ve hükümetin su yönetimi politikaları konusunda ciddi çalışmalar yapması gerektiğini belirtiyor.

Nüfus planlaması gerekli

İstanbul’daki kuraklığın sadece yağış azlığına bağlı olmadığını söyleyen Doğa Derneği Bilim Direktörü Süreyya İsfendiyaroğlu ise İstanbul’a su sağlayan sekiz barajın hızla artan nüfus karşısında yetersiz kaldığını vurguluyor. Yapılan köprüler ve çevre yollarıyla geçmişte İstanbul’daki su havzalarının yok edildiğini anlatan İsfendiyaroğlu, planlanan yeni köprü ve yolların da yine su havzalarını tehdit ettiğini belirtiyor.  İstanbul’daki barajların yetersiz kalması sonucunda İstanbul dışındaki illerden su taşınmasını eleştiren İsfendiyaroğlu “taşıma su ile değirmen dönmez” diyerek nüfus planlamasının gerekli olduğunu vurguluyor..

'Berkin için, hep birlikte'

İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri, 269 gündür verdiği yaşam mücadelesini bu sabah kaybeden Berkin Elvan (15) için eylem yaptı. Üniversitedeki öğretim ve idari kadrosundan da katılımın görüldüğü eylemde yüzlerce öğrenci, Santral yerleşkesinde saat 14:30’da toplanarak sloganlar eşliğinde yürüdü.

Yarın (12 Mart) saat 12.00'de Okmeydanı Cemevi'nde düzenlenecek cenaze törenine birlikte katılma kararı alan öğrenciler, bunun için Santral ve Kuştepe yerleşkelerinde toplanacaklarını ve saat 11.00'de yürüyüşe geçeceklerini duyurdu. Öğrenciler, Santral yerleşkesinde açılacak yeni eğitim binasına Berkin Elvan’ın adının verilmesini de önerdi.

Berkin Elvan, 15 Haziran 2013 akşamı polisin Gezi Parkı’na girmesi sonrasında İstanbul Okmeydanı’nda devam eden protestolarda yakın mesafeden gaz fişeğiyle vurulmuştu. Aynı gün (16 Haziran) yoğun bakıma kaldırıldı. Bu süre içinde sağlık durumunda düzelme gözlemlenmeyen Berkin 269 gün boyunca uyutuldu; 15. yaşına hastanede girdi.

Berkin’in ağırlığının 45’ten 16 kiloya kadar düştüğü ve hayatını yaşam destek ünitesine bağlı olarak sürdürdüğü dün Elvan ailesinin avukatı Evrim Deniz Karatana tarafından duyurulmuştu. Bu açıklamanın ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Berkin’in yaralanmasının 268. gününde Elvan ailesini aramış ve “geçmiş olsun” dileklerini iletmişti.
Avukat Karatana’nın çağrısı üzerine onlarca kişi dünden beri, Berkin’in bulunduğu Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin önünde destek için bekliyordu.

Berkin’in ölüm haberi ise bu sabah saat 07.00’de ailesi tarafından duyuruldu.

Berkin Elvan’ın yaralanmasıyla ilgili soruşturmada ise yol alınabilmiş değil. Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre Şubat ayında ifadesine başvurulan yedi çevik kuvvet polisi de, gaz tüfeği kullanmadıkları ya da Berkin’in yaralandığı gün Okmeydanı’nda görev yapıp yapmadıklarını hatırlamadıkları yönünde konuştu.

Türkiye Berkin için sokakta…

Gezi eylemleri sırasında Okmeydanı'nda ekmek almaya çıktığı sırada polisin attığı gaz fişeğiyle yaralanan Berkin Elvan'ın ölümüyle Türkiye'nin dört bir yanındaki üniversitelerde ve sokaklarda eylemler gerçekleştiriliyor.

ODTÜ, Anadolu Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atılım Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Işık Üniversitesi, İTÜ, Yıldız Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İzmir Yaşar Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Kültür Üniversitesi, Malatya İnönü Üniversitesi gibi pek çok üniversitede öğrenciler forumlar düzenleyerek derslere girmeme kararı aldı. ODTÜ'de kent merkezine yürümek isteyen öğrencileri polisin gaz ve suyla engellemesi sonucu yaralananlar oldu. 

İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde de öğrencilerin boykot çağrısı geniş yankı buldu.Saat 14:00'te Kuştepe'de forum için toplanan öğrencilerin üzerine dışarıdan bir grup saldırmak istedi. Olay güvenlik görevlileri ve öğrenciler tarafından engellendi.

14:30'da Santralistanbul'da dersleri boykot eden öğrenciler bir forum gerçekleştirdi. Forum sırasında bazı derslerin iptal edilmesiyle kalabalık yaklaşık bin kişiye ulaştı. “Berkin Elvan ölümsüzdür”, “AKP'den hesabı gençlik soracak”, “Berkin'in katili AKP'nin polisi” sloganlarını atıldığı forumda Bilgi öğrencilerinin yarın (12 Mart) Berkin Elvan'ın cenazesine katılması kararı alındı. Cenaze için yarın saat 11:00'de Kuştepe ve Santralistanbul'da buluşulacak. Berkin Elvan'ın cenaze töreni ise saat 12:00'de Okmeydan Cemevi'nde gerçekleştirilecek. Ardından saat 15:00'te Şişli Meydanı'nnda toplanılarak Berkin'in toprağa verileceği Feriköy Mezarlığı'na yürünecek.

İki metreden plastik mermi!

İnternet sansürüne karşı bugün gerçekleştirilmek istenen protesto gösterisi polisin aşırı güç kullanımıyla engellendi. HaberVs'nin bu akşam 21:15'te çektiği görüntüler polisin vatandaşlar üzerinde orantısız güç kullandığını açıkça belgeliyor.

İstiklal caddesi üzerinde bulunan bir bankanın önünde bekleyen vatandaşları, gitmeleri yönünde uyaran polisle vatandaşlar arasında tartışma çıktı. Bu esnada yerde tabanca mermisi fark eden vatandaşlar, bu merminin polise ait olabileceğini ve almaları gerektiğini söyledi. Bunun üzerine çıkan arbedede bir polis 2 metre mesafeden çevresindeki insanlara doğru plastik mermiyle ateş etmeye başladı.(Videonun 24. saniyesinde polisin, elinde  fotoğraf makinesi bulunan bir adama doğru plastik mermi sıktığı açıkça görülüyor.)  Olay sırasında vurulan adam, ''gözüme sıktın yeter!'' diyerek polise bağırdı.

İnternet sitelerine erişimin yargı kararı olmadan TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) inisiyatifiyle gerçekleştirilebilmesine olanak veren yasal düzenlemenin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanması internet kullanıcılarını yine sokağa döktü.

22 Şubat cumartesi günü saat 19:00'da Taksim Meydanı için yapılan  çağrılar önceki gösteriler gibi yine polis tarafından engellendi.  Saat 17:00'den itibaren Taksim ve İstiklal Caddesi'nde çok sayıda TOMA, Akrep ve Çevik Kuvvet ekipleriyle önlem alan polis, göstericilerin alana ulaşmasına izin vermedi.

Saat 19:00 sularında Fransız Konsolosluğu önünde “Sansüre karşı direnerek kazanacağız” yazılı pankart açanlara sert müdahalede bulunan polis, vatandaşları yaka paça gözaltına aldı. İstiklal Caddesi ve Taksim'in ara sokaklarında göstericileri kovaladı. Ayrıca gece boyunca Cihangir'de de çatışmalar devam etti.

Tarlabaşı'nda Yenikapı-Kurtuluş seferini yapan bir halk otobüse polisin attığı biber gazı kapsülünün isabet etmesi sonucu yolcular hayati tehlike atlattı. Çatışmalar sırasında önceden by-pass geçirdiği belirtilen bir vatandaş da yoğun biber göza nedeniyle kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldı.

İstanbul Barosu'na ulaşan bilgilere göre gece boyunca 11'i çocuk olmak üzere 40'a yakın kişi gözaltına alındı. Yoğun olarak plastik mermi ve biber gazı kullanan polis zaman zaman plastik mermilerle gazetecilerin görev yapmasını da engelledi.  

5651 sayısı yasada gerçekleştirilen değişiklikle TİB'in site engellemesi ve kullanıcı verilerinin servis sağlayıcılar tarafından saklanması gibi düzenlemeler ifade özgürlüğü önünde tehdit oluşturduğu gerekçesiyle eleştiriliyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yapılan tüm çağrılara rağmen yasaya onay vermiş ve onay verdiğini de 18 Şubat'ta Twitter hesabından duyurmuştu.

Düşlerinde özgür dünya…

Polis, Mayıs ayından beri artık kimseyi şaşırtmayan tavrını 15 Şubat 2014 Cumartesi günü de inatla sürdürüyor, kimseyi parka sokmak istemiyordu… Gerekçe “Gezi Parkı’nın güvenliği”ydi!  Oysa her zamanki gibi etrafta park veya parktakiler için “tehlike” oluşturabilecek hiç kimseler yoktu. Amir, çevik kuvvete “Süpür!” emrini verdiğinde yaklaşık 80 kişilik grupla polis arasındaki itiş kakış çoktan başlamıştı. Gelenlerden genç bir kadın “Çocuğu ölmüş bir anneden mi korkuyorsunuz?”  diye bağırırken polis, kalabalığı kazancı yokuşuna kadar süpürmüştü!..

Bu olayın hemen ardından gazeteciler, The Marmara Oteli’nin önünde beliren 6-7 kişiye doğru hareketlendi. Gelenler 2 Haziran 2013 gecesi Gezi protestoları sırasında Eskişehir’de eli sopalı sivil polislerin ve sivillerin saldırısı sonucu hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz’ın ailesiydi. Baba Şahap,  ağabey Gürkan ve anne Emel Korkmaz’ın yanında  Mehmet Ayvalıtaş’ın ağabeyi Muharrem duruyordu,  Polis te yanlarındaydı ve amirlerden biri, sadece aileden 5-6 kişinin parka girebileceğini söylüyordu. İtiraz edenlere de “Burayı boşaltın, devam edin, beklemeyin” karşılığı veriliyordu.

“Gelmek isteseydi izin vermezdim…”

Sonunda polis amirlerinin istediği gibi sadece aile parka girdi. Parkın dışı ise, “Ali İsmail Korkmaz ölümsüzdür”  “Katil devlet hesap verecek!” sloganlarıyla inliyordu. Cumartesi Anneleri de destek için oradaydı. Bir grup Fenerbahçeli  taraftar tezahüratlarıyla aileye seslerini duyurmaya çalışıyordu.  Gezi’de ortaya çıkan “İstanbul United” ruhunu yansıtırcasına içlerinde Beşiktaş atkılı ve formasının arkasında “Ali İsmail Korkmaz” yazan Galatasaraylılar göze çarpıyordu. Kısa bir süre sonra, aile çıkış için parkın merdivenlerinde göründü ve kalabalığa el salladı. Ancak yanlarındaki amir bu hareketi sakıncalı bularak gözaltı tehdidinde bulunuyordu…

Ali İsmail Korkmaz, 38 gün komada kaldıktan sonra 19 yaşında can vermişti. Anne ve Ağabey Galatasaraylı, baba Trabzonsporlu olmasına rağmen o günden bu yana hepsi Fenerbahçeliydi. Çünkü Ali fanatik Fenerliydi, hatta  takımının yenildiği gün, arkadaşları alay etmesin diye servise bile binmezdi. İstanbul’a maç izlemeye hiç gelmemişti. Anne Emel Korkmaz, “Küçüktü zaten yavrum, gelmek isteseydi izin vermezdim” diyordu.

Maç günü…

Bolu Fenerbahçeliler Derneği, Korkmaz ailesini Fenerbahçe-Kasımpaşa maçına davet etmişti. Maç, Gezi Parkı ziyaretinin ertesi günüydü. Önce Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde bir araya gelindi, ardından Yoğurtçu Parkı’na yüründü. Fenerbahçeli taraftarlar parkın ortasındaki basketbol sahasının tellerine Gezi Parkı olayları sırasında hayatını kaybeden Ahmet Atakan ve Ali İsmail Korkmaz’ın büyük  posterlerini asmışlardı. Aile, kalabalık bir grup eşliğinde pankartların bulunduğu yere geldi. Genç yaşlı çok sayıda insan anne ve babanın ellerini öpmeye çalışıyordu. Ali İsmail’in ağabeyi Gürkan, “Biz bir evlat kaybettik, binlerce milyonlarca evlat kazandık” diyordu.  

Bir diğer mağdur yakını, polisin attığı gaz kapsülü yüzünden 245 gündür uykuda olan 16 yaşındaki Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan da aileyi karşılayanlar arasındaydı. Gezi Parkı sürecinde hayatını kaybedenler için yapılan saygı duruşunun ve kısa bir konuşmanın ardından Şükrü Saraçoğlu stadyumuna yüründü. Seyircilerin bir kısmı aileyi tanıyordu, anne babanın elini öpen, sarılan insanların arasından kendilerine ayrılan yere geldiler. Anne Emel Korkmaz’ın önündeki sırada oturan, formasında  Ali İsmail Korkmaz yazan genç kadın gibi anneyi fark eden pek çok kişi ağlamaktan kendini alamıyordu…

Maç başlamıştı, aile  tek eksikle maça gelmişti… İzlemeye çalışıyor gibiydiler. Baba yer yer etrafına bakınıyor, anne çok uzaklara dalıyordu. 34. Dakikaya gelindiğinde önce “Her yer Taksim her yer direniş” sloganı atıldı ve ardından  Vamos Bien taraftar grubunun bestelediği  ve tüm tribünleri saran o tezahürat başladı…

“Daha 19 yaşında, düşlerinde özgür dünya,
öptüğü çubuklu forma, yaşayacak anısına,
Ali İsmail Korkmaz, Fenerbahçe yıkılmaz!..”

Sanal ortamda sansür, sokakta şiddet


İnternet sitelerinin yargı kararı olmadan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın (TİB) inisiyatifiyle kapatılmasını öngören yasaya karşı 8 Şubat'ta saat 19:00'da İstanbul Taksim'de düzenlenen protesto eylemine polis şiddeti damgasını vurdu.

İnternet yasası olarak bilinen 5651 sayılı yasada değişiklik yapan düzenlemelerin TMMB'den geçmesiyle internet siteleri, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlar 8 Şubat saat 19:00'da çeşitli illerde protesto çağrısı yapmıştı.

Protestoların İstanbul'daki adresi Taksim meydanı akşamüstü saatlerinden itibaren polis ablukasına alındı ve saat 18:00'den sonra Gezi Parkı ve çevresinde giriş çıkışlar engellendi. Çok sayıda vatandaş protesto için Taksim Meydanı'na gelmek istedi ancak polis meydana girişe izin vermedi. İstiklal Caddesi üzerinde toplanan bir grup ise “Her yer rüşvet her yer yolsuzluk” sloganları atarak Taksim'e doğru yürüyüşe geçti. Saat 18:50 civarında polis Fransız Konsolosluğu önünde gruba TOMA'larla müdahale etti. Müdahaleye rağmen grup uzun süre dağılmadı ve polis şiddetini artırdı. İstiklal Caddisi'nin ara sokaklarında TOMA, biber gazı ve plastik mermilerle vatandaşları dağıtmak isteyen polisler yoğun protestolarla karşılaştı.

Cihangir ve İstiklal Caddesi çevresindeki sokaklarda süren çatışmalarda plastik mermi ve gaz fişeği ile gözünden yaralananlar oldu. Bir fotomuhabiri polisin attığı gaz fişeğiyle ayağından yaralandı ve tedavi altına alındı.

HaberVs görsel haberler editörü Ertan Önsel de gece boyunca Taksim ve çevresindeki sokaklarda polis ve vatandaşlar arasındaki çatışmaları ve protestoları takip edip görüntüledi.