'Kızlı erkekli' sabahladılar

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı öğrenci evleri ile ilgili tartışmaların baskıcı bir denetim politikasına dönmesine karşı eylemler sürüyor. Türkiye’deki birçok üniversitede protesto gösterileri yapan Öğrenci Kolektifleri üyeleri dün de İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi’nin Fındıklı kampusunda “kızlı erkekli sabahlama” eylemi yaptı. Çeşitli üniversitelerden yaklaşık 500 öğrencinin katıldığı ve bazı sanatçıların da destek verdiği eylemde kadın ve erkek birlikteliğinin sadece cinsellikten ibaret olmadığına dikkat çekildi.

'Hedef dindar gençlik'

Öğrenci Kolektifleri adına yapılan açıklamada AKP’nin gençliğe adeta savaş açtığı belirtilerek, iktidarın çizdiği sınırlar içerisinde yaşamaya zorlanan dindar bir gençlik profili için çalışıldığı söylendi. Cinsiyetçi söylemler üzerinden yürütülen politikaların daha çok kadın öğrencileri hedef aldığı belirtilen açıklamada, “Başbakan, Gezi direnişleri sırasında ‘yoldan çıkmış gençler’ diye nitelediği bizleri kendini yoluna sokmaya çalışıyor. AKP hükümetinin cinsiyetçi, kadın düşmanı politikalarına zaten yıllardır şahit olmaktayız. Biz burada bu etkinliği yaparak hükümetin politikalarına boyun eğmeyeceğimizi göstermek istiyoruz. Biz kadınla erkeğin bir araya gelince yapacakları tek şeyin cinsel birliktelik ya da terör eylemi olmadığı gerçeğini bu gece gösteriyoruz” denildi.

'Kadın bedeni üzerinden siyaset'

Gece boyunca konuyla ilgili birçok öğrencinin görüşünü alan HaberVs’ye konuşan, İstanbul Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi bir kadın, erkek arkadaşıyla yaşadığı için büyük endişeler yaşadığını belirterek: “Bir baskından sonra ailelerimizi aradıklarında erkek arkadaşımın hayatında çok bir değişiklik olmayacak ama benim hayatım daha bir baskılı ve kısıtlamalı hale gelecek. Kadınların bedeni üstünden oynanan oyunlardan biridir bu. Üniversite gençliğine Gezi sonrası yapılan baskılar her geçen gün artıyor” dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği bölümü öğrencisi başka bir genç ise bu tip söylemlerin AKP için sıradanlaştığını ifade ederek, “Özel yaşama müdahale ve kadın bedeni üzerinden siyaset yapmak AKP’nin önceki politikalarından çok farklı bir durum değil. Kürtaj yasağı, içki yasağı, 3 çocuk yapın telkinleri ve şimdi de kızlı – erkekli yaşama polemiği. Aslında biraz ironik bir şekilde, kendimizi ihbar edermişçesine gerçekleştiriyoruz bu eylemi. Biz öğrencilerin yaşam alanı olan kampüslerde ve evlerimizde söz söyleme hakkı bizimdir” diye konuştu.

Geceye katılan Avukat Can Atalay da gece polisinveya başka bir kamu görevlesinin “kızlı erkekli kalıyor musunuz” sorusuyla kapıyı çalması durumunda kesinlikle açılmamasını tavsiye ederek, “Gelenlere, çok istiyorlarsa kapıyı kırmalarını söyleyin ki herkesin niyeti belli olsun” dedi.

Kızlı erkekli sabahlama eyleminde kampusun bir tarafında konser, tiyatro, film gösterimi, dans gibi çeşitli etkinlikler yapılırken diğer taraflarında ise evden tüp getirip makarna yapan ve kitapları ile ders çalışan öğrenciler dikkat çekti. Gezi direnişine şarkılarıyla destek veren çeşitli şarkıcı ve grupların da katıldığı eylemde Başbakan Erdoğan, Egemen Bağış, Suat Kılıç, Kadir Topbaş ve Melih Gökçek’in fotoğraflarının yerleştirildiği dart tahtası ise gecenin en ilgi gören bölümüydü.

Gezi direniş korosundan “beraber” şarkılar

Taksim Meydanı'nda 11 Haziran günü ve gecesi yaşanan polis saldırısı ve çatışmaların ardından dün sabah saatlerinden itibaren meydanda sükunet vardı. Akşam saatlerinde ise iş çıkışı Gezi Parkı'na gelen direnişçilerle birlikte ortam hareketlenmeye başladı. Meydanda bulunan polislerden zaman zaman müdahale sinyalleri gelse de bazı direnişçilerin polisle konuşması sonucunda müdahale olmayacağı anlaşıldı.

Diğer yandan Ankara'da Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Nil Eyüpoğlu, Kutluğ Ataman, Ahmet Mümtaz Taylan gibi isimlerle yaptığı görüşme sonrasında Hükümet Sözcüsü Hüseyin Çelik'ten açıklama geldi. Çelik açıklamasında Gezi Parkı'na Topçu Kışlası yapılması konusunun referanduma götürülebileceğini, bu konunun AKP Merkez Yönetim Kurulu'nda tartışılabileceğini söyledi. 

Açıklamaların ardından direnişçiler arasında ve Twitter'da yoğun bir referandum tartışması başladı. Bu sırada Taksim Meydanı'na bir kuyruklu piyano getirildi. Piyanist Davide Martello tarafından çalınan piyanoyla önce Atatürk anıtı önünde, daha sonra da Gezi Parkı merdivenlerinin hemen başında şarkılar söylendi.

HaberVs Görsel Haberler Editörü Ertan Önsel tarafından Atatürk Anıtı önünde kaydedilen videoların ilkinde, “Yiğidim Aslanım“, ikincisinde “Bella Ciao” (Çav Bella) sonuncusunda ise “1 Mayıs Marşı“nı Gezi Direniş Korosu'ndan dinleyeceksiniz. Videolarda direnişçilerin yanısıra anıtın önünde bekleyen çevik kuvvet polisleri de konseri dinlerken görülüyor.

“Yukarıyı koruma misyonunu kim vermiş buraya?”

Yaklaşık bir haftadır devam eden Gezi Parkı eylemleri Gezi Parkı'nda şenliğe dönüşmesine rağmen Türkiye'nin, hatta İstanbul'un değişik yerleri direnişçi-polis çatışmalarına sahne oluyor.

4 Haziran akşamı Antakya, İzmir, Dersim gibi illerden çatışma haberleri gelirken Gezi Parkı'nın çok yakınında Taksim’in aşağı tarafında yer alan İnönü Caddesi'yle Dolmabahçe Gazhane Caddesi'nin kesiştiği bölgede de sert bir çatışma yaşandı.

Ancak diğer çatışmalardan farklı olarak bu kez bu kez olay yaşanmaması için polis amirleri göstericilerle konuşma taleplerini basın mensupları vasıtasıyla göstericilere iletti. Polis ve eylemciler arasında yapılan görüşmeler  sonucunda iki taraf yaklaşık bir saat boyunca olay yaşanmaması için oldukça tedbirli davrandı.

Yapılan görüşmelerdeki diyaloglar, eylemcilerin polise, polisin de eylemcilere bakış açısını yansıtan önemli ipuçları taşıyordu. Direnişçilerin, görüştükleri  polis amirine “Biz burada yukarıyı sizden koruyoruz” sözlerine karşılık polis amirinin “Kim verdi size bu misyonu” sorusu, daha sonrasında eylemcilerin “Biz sizi düşündüğünüz için söylüyoruz” demesine karşılık amirin “Ne demek istiyorsun” diye sorması, aslında devletin ve halkın birbirini anlama konusunda nasıl bir güçlük yaşadığının en iyi göstergesi.

Yaklaşık bir saatlik bekleyiş sonunda eylemciler polisin bulunduğu yere yaklaştılar ve polisler dört sefer eylemcileri barikata doğru geri çekilmeleri yönünde uyardı. Polis yaptığı son uyarıda on dakikalık bir süre verdi ve eğer geri çeklimezlerse müdahale edeceğini anons etti. Bunun üzerine kısa süreli bir gerginlik yaşandı. Ardından göstericilerden biri TOMA’lara doğru yürümeye başladı, birkaç kişi eylemciyi durdurmaya çalıştığı sırada polis müdahalesi geldi ve göstericilerin üzerine su ve biber gazı sıkıldı. (Aşağıdaki video)

Aşağıdaki videoda ise İnönü Caddesi’nden Gümüşsuyu yönüne doğru kaçan göstericilere polisin plastik mermi atması görülüyor. Tabii burada da plastik mermi kullanımının gerekli olup olmadığının konunun uzmanlarınca ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.  


Videodaki görüşmenin tam metni

Eylemci: Bu halk, siz buradasınız diye burada, Onun  dışında niye dursun burada. Taksim’e çıkıyor herkes. Taksim’de gezi parkında duruyor.

Eylemci: Biz lider değiliz abi , biz nereye gitsek onlar oraya gelecek diye bir şey yok yani. Herkesin kendi kafası yani anlıyor musun?

Amir: Çıksın Taksim Gezi parkına

Eylemci:  Polis eve gidecek biz de eve gidecez

Eylemci: Sen burdasın diye duruyolar zaten. Bunun anlamak istemiyorsun galiba. Sen burdasın diye bak bu kadar insan konuştuğumuz için kaç kişi geldi buraya

Amir: Ya! Bir şey yok zaten, akşama kadar aynı şey.

Eylemci: Biz sabaha kadar duracak mıyız böyle?

Amir: Konuşuyorsunuz, gidiyorsunuz konuşuyorsunuz gidiyorsunuz.

Eylemci: Ee tamam  sen 2 gün önce burda değildin, burda kaç kişi vardı? Ben kaç günden beri burdayım. Dün geldim, bu kadar insan buraya indi.

Amir: Tamam biz de diyoruz ki Taksim’e…

Eylemci: Bunların amacı sen buraya geleceksin diye yukarıyı korumak. Bu. Bu kadar insan yukarıyı koruyor.

Amir: Ya Allah Allah yukarıyı koruma misyonunu kim vermiş buraya?

Eylemci: Herkes birbirine verdi abicim burda. Birinin birine vermesi gerekmiyor ki burada

Amir: Olur mu canım ya! Herkes niye buraya geliyor?…

Eylemci: Sizden mi izin alması gerekiyor amirim?

Eylemci: Bi dakka bi dakka dur! Abicim bir şey söyliycem, burda kimsenin başı yok herkes birbiriyle dayanışma içinde

Eylemci: (Size) bu görevi kim verdi?

Amir: Neyi?

Eylemci: Gezi parkı için görevi kim verdi? Gezi parkını koruma görevini?

Amir: Biz devlet memuruyuz.

Eylemci: Ee tamam abi, biz de halkız, özgürüz

Eylemci: Ee tamam ben de halkım, özgürüm.

Amir: Kim verdi o görevi?

Eylemci: Tamam kimse vermedi.

Eylemci: Biz kimseden emir almıyoruz abi. Halk kendi iradesiyle hareket ediyor.

Eylemci: Kimse kimse kimseye emir vermiyor burda

Amir: Evet arkadaşım bak  bizim üzerinde duracağımız husus, biz kendimiz karar veriyoruz ve söylüyoruz.

Eylemci: Biz de kendimiz karar veriyoruz.

Eylemci: Tamam abicim…

Amir: Ee tamam konuşmaya gerek yok kardeşim… Konuşmaya gerek yok.

Eylemci: Bizim için hava hoş, biz burda da bekleriz orda da bekleriz. Bu kadar insan bekler.

Amir: Tamam. Tamam kardeşim.

Eylemci: Biz sizin iyiliğiniz için söylüyoruz durmayın burda.

Amir: Nasıl bizim iyiliğimiz için söylüyorsun?

Eylemci: Durmayın burda.

Amir: (Sinirleriyor) Nasıl iyiliğimiz için? Ne demek istiyorsun? Anlamadım.

Eylemci: Sataşma ya da kavga için demiyorum sana. Sen burda duruyorsun bu kadar insan da burda duruyor.

Eylemci: Demek istiyor ki aramızda provokatörler var.

Amir: Sen benim iyiliğim için derken ne demek istiyorsun kardeşim?

Eylemci: Bak usta! Sen burada durmasan bu kadar insan da burada durmayacak zaten.

Eylemci: Burda durmanızın maksadı ne onu merak ettik yani.

Amir: Kardeşim gidin, gidin..Tamam konuşacak bir şeyler kalmadı. Konuşacak bir şey yok.

Eylemci: Ee yani burada duruyorsun tamam sen de güvenliği sağlamaya çalışıyorsun, biz de kendi aramızda

Eylemci: Bir yerde çözüme ulaşılmayacak…

Amir: Tamam…

Başka bir Polis: Trafiği kapatıyorsunuz arkadaşlar, o yüzden burdayız.

Eylemci: Arkadaşlar! Geri! Tamam geri! TOMA’nın oraya kadar gelmeyin şurda durun yeter. Yeter tamam.