Faşizm, Trans Onur Yürüyüşü'ne de karşı

“Trans Onur Haftası” etkinlikleri çercevesinde, Taksim Meydanı’nda biraraya gelen Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transeksüellere (LGBT) bir grup ülkücü saldırdı. Saldırı polis tarafından engellendi. HaberVs kamerası olayların başlangıç anını görüntüledi.

LGBT'ler yürüyüş için saat 17:00 civarında İstiklâl Caddesi'nin başındaki Tramvay durağı çevresinde toplanmaya başladı. Bu sırada Atatürk Anıtı'nın önünde şehitler için basın açıklaması yapan 100 kadar ülkücü, yürüyüş için toplanan bu grubu sözle taciz etti. Sözlü taciz saldırıya dönüşmek üzereyken, Taksim Su Deposu önünde bekleyen polis iki grubun arasına girerek çatışmayı önledi.

“Nefrete İnat Yaşasın Hayat” sloganıyla biraraya gelen LGBT'ler, cinsel kimlikleri nedeniyle öldürülmek ve saldırılara maruz kalmak istemediklerini dile getirdiler. Devletin, yasal olarak kendilerini tanımalarının gerekliliğini vurgulayan LGBT’lere, çok sayıda sivil toplum kuruluşu eyleme katılarak destek verdi.
Taksim Meydanı’ndan Tünel’e kadar gerçekleşen yürüyüşte, “Faşizme karşı bacak omuza”, “Trans Cinayetlerini Durdurun” sloganları attılar. Tünel Meydanı’nda grup adına bir açıklama yapan Yıldız TAR, “Bugün, faşizmin sert tokatını burada hep beraber gördük. Bu zihniyet bizi gecenin karanlığına doğru itmek istiyor. Ama herşeye ve herkese inat biz gay’ler, transeksüeller, orospular, onurlu bir yürüyüşle buradayız” dedi.
Berlin Eyalet Parlamentosu Sol Parti milletvekili Hakan Taş eyleme destek verenler arasındaydı. Taş, Avrupa’da cinsel kimlikle ilgili birçok yasa olduğunu, ancak Türkiye’de bu konuda herhangi bir yasal düzenleme olmadığını belirtti. “Türkiye bir Avrupa ülkesiyse, anayasa ile farklı cinsel kimlikleri tanımalıdır” dedi.

Yaşam için 'afet riski'

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un dün TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşması üzerine meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri, Beşiktaş'taki İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü önünde toplarak, hazırladıkları ortak deklerasyonu okudu. Eylemde bulunanlar, yasanın insan değil mekân odaklı olduğunu ve anayasayla korunan barınma hakkını tehdit ettiğini savundu.

Yasayı eleştirenler tarafından “dozer yasası” olarak isimlendirilen kanun, depreme dayanıklı olmayan binaların yıkılıp, yerlerine yenilerinin yapılmasını öngörüyor. Sivil toplum kuruluşları orman, tarım, mera, kıyı ve koruma alanlarının da bu yasaya dayanarak kentsel dönüşüme sokulabileceğini savunuyor.

Kültürel ve tarihi varlıkların korunmasını amaçlayan kanunla çeliştiğini belirten eylemciler, yeterli tanımlamalar yapılmadan, koruma kavramı ve korumacı yasalar devreden çıkarılarak hazırlanan bu kanunun, arkeolojik ve kültürel mirasın kaybolmasını sağlayacağı görüşünde.

Haydarpaşa belki?

Taksim Meydanı düzenlemesi ve Gezi parkı, Haliç Metro Köprüsü, İnönü Stadyumu, Emek Sineması, Sirkeci ve Haydarpaşa garları,…

Devam eden ya da kısa süre sonra başlayacak olan tüm bu projelerin ortak bir yönü var: İstanbul’un ortak belleğini oluşturan, tarihi mekanlar. Ancak değişmesi yönünde karar verenler bu mirasın gerçek sahiplerine,  İstanbul halkına danışma ihtiyacı duymuyor.

Haydarpaşa Garı, limanı ve çevresini kapsayan değişim projesi 2003’ten beri tartışılıyordu. Bu bölgeyle ilgili koruma amaçlı nazım imar planı 25 Kasım 2011’de İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi tarafından kabul edildi. Bölgenin turizm, kültür ve ticaret alanına çevrilmesini amaçlayan bu plan Kadıköy Meydanı ve Harem Otogarı’nı da kapsıyor. Ve dönüştürülmesi planlanan bölgede sadece Haydarpaşa’nın kapladığı alan yaklaşık 330 bin metrekare. Toplamda 1 milyon metrekareye hükmedecek projenin göz bebeği ise kentin en eski ve en görünür binalarından Haydarpaşa Garı.

Peki Haydarpaşa Garı otel olacak mı? İBB Başkanı Kadir Topbaş bu konudaki endişeleri “yanıtlarken” bile yeterince açık davranmıyor. “Gara belki kısmen bir konaklama  fırsatı verebilecek şekilde bir fonksiyon düşünülüyor” diyor, proje kapsamında 30 bin metrekarenin turizm, kültür ve konaklamaya ayrıldığı “bilgisini” verirken.

Haydarpaşa hakkında söyleyecekleri olduğuna inananlar, sorulmayan fikirlerini dile getirmek isteyen İstanbullular,  7 Mart akşamı 18:00’de bir eylem daha gerçekleştirdi; Kadıköy’den gara yürüdü. Gar önünde onları, müzikleriyle seslerine güç veren Bulutsuzluk Özlemi, Algo Ritmo Perküsyon Grubu, Okay Temiz Ritm Atölyesi ve Bandista karşıladı.

Haydarpaşa belki otel mi olacak? Yoksa -bugüne kadar olduğu gibi- halkın rahatlıkla girip çıktığı, faydalandığı bir yer olarak mı kalacak?

HaberVs, mikrofonunu Haydarpaşa’nın “sahiplerine” uzattı.