Yoksula hırsızlık caiz midir hocam?

İngilitere’de Londra’nın 355 kilometre kuzeyindeki Kuzey Yorkshire adlı kasabada papazlık yapan Tim Jones’un açıklamaları geçtiğimiz günlerde ortalığı karıştırmış, yoksulluk ve hırsızlık ekseninde büyük bir tartışma yaratmıştı. Anadolu Ajansı’nın 22 Aralık 2009 tarihli haberine göre Jones, ihtiyaçlarının ötesine geçmemeleri halinde yoksulların büyük alıveriş merkezlerinden mal çalmalarının anlayışla karşılanması tavsiyesinde bulunuyordu. Jones, daha sonra eleştirilere neden olan … Devamını oku

Nerede o gençler?

) Bakan Özak, yakın gelecekte Türkiye’de Dünya Basketbol Şampiyonası, Kış Olimpiyatları gibi önemli spor organizasyonlarının düzenlenecek olmasını da ülkenin son yıllarda gerçekleştirdiği aşamaya bağlıyor: “Siz Avrupa’nın altıncı, dünyanın 16. büyük ekonomisi olursanız, İslam Konferansı Örgütünün başında siz varsanız ve ABD Başkanı ilk ziyaretini sizin ülkenize gerçekleştirirse, bunun değerlendirmesini de öyle yapmak lazım.” Başarı “teğet geçiyor” … Devamını oku

Brüksel’den Türkiye manzarası

/ Brüksel Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye ilişkileri, yıllardan beri hem medyada hem de sokaklarda, süreçle ilgili uzmanlığı olsun ya da olmasın her vatandaşın en çok konuştuğu konulardan bir. AB’nin merkezinde de Türkiye’nin durumu sıkça konuşulan ve hâlâ çözüme kavuşamayan bir başlık olmayı sürdürüyor. Avrupa Parlamentosu (AP), özellikle gelişme raporu adını verdiği, 33 maddenin yer … Devamını oku

Müzik gönüllülerine Almanya’dan ödül


Geçtiğimiz günlerde İstanbul Edirnekapı’da dört yıldır devam ettirilen bir sosyal sorumluluk projesine Almanya’dan bir ödül geldi. 7 ila 14 yaş arasında çocuk müzisyenlerin oluşturduğu, “Barış İçin Müzik” topluluğu Almanya’da Deutsche Bank tarafından verilen sosyal sorumluluk ödülü “Urban Age”i kazandı. Okul saatlerinden sonra Ulubatlı Hasan İlköğretim okulunda grubun kurucusu Mehmet Selim Baki tarafından yaptırılan müzik atölyelerinde çalışan yetenekli eller, gönüllü olarak çalışan deneyimli hocalardan akordeon, flüt ve solfej dersleri alıyor. Grubu Ulubatlı Hasan İlköğretim okulu dışında yine Edirnekapıda’da bulunan Alparslan Ticaret Meslek Lisesi ve Muallim Naci İlköğretim Okulundaki öğrenciler oluşturuyor. Grubun kurucusu mimar Mehmet Selim Baki, Almanya ve Türkiye’deki mimarlık işlerini bırakarak tüm zamanını bu gruba adamış durumda. Tek idealinin çocuklar için daha güzel bir gelecek olduğuna dikkat çeken Baki, “Barış İçin Müzik” projesinin dünya çapında bir rol model olabileceğini belirtiyor

Grubun 4 senedir koordinatörlük görevini sürdüren Yeliz Yalın, yetenek avcısı olmadıklarını vurgulayarak bu işi sadece müziğin dönüştürücü gücüne inandıkları için yaptıklarını söylüyor.

Akordeon öğretmenliği yapan Bayrak Beratlı, gruba katıldıktan sonra işin ciddiyetini daha iyi anladığını ifade ediyor ve öğrencilerin gelecekte önemli birer müzisyen olabileceklerini düşünüyor.

Bir diğer akardeon hocası Mirela Muço ve Flüt eğitmeni olan Turgay Özdemir gruba katılarak çocukların dünyasını çok daha iyi keşfettiklerini anlatıyorlar.

Kurgu: Niso Esim

Kentsel dönüşüm tartışması

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde 13-14 Kasım 2009 tarihinde gerçekleşen Kent ve İnsan Hakları Sempozyumu’nun ilk oturumu Dolapdere kampüsündeki mahkeme salonunda gerçekleşti. Moderatörlüğünü Turgut Tarhanlı’nın yaptığı oturuma Gazi Üniveristesi Mimarlık Bölümünde öğretim görevlisi olan Hüseyin Sadri, Doğuş Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğretim görevlisi Senem Zeybekoğlu Sadri ve İstanbul Mahalle Dernekleri Platformunu temsilen Erdoğan Yıldız katıldı. Konferansın konusu kentsel dönüşüm projesi kapsamında gerçekleştirilen projelerdi. Bu kapsamda projelerin mimari açıdan doğruluğu ve projeler kapsamında evlerini terk etmek zorunda kalan insanların durumu tartışıldı.

Konuşmacılardan Senem Zeybekoğlu Sadri, neo-liberal uygulamalar nedeniyle kentlerin birer yatırım ve rant alanına dönüştüğünü vurguladı. İstanbul mahalle derneklerinin beraber çalışma konusunda sıkıntı çektiğine, daha organize çalışmaları gerektiğine dikkat çeken isim de bu platformu temsilen sempozyuma katılan Erdoğan Yıldız oldu.

Bu arada Sınır Tanımayan Otonom Plancılar grubu tarafından hazırlanan, alternatif Sulukule projesinin TOKİ’ye sunulduğu. Bu projenin de bölgeden sorumlu yenileme kurulunun onayını beklediği belirtiliyor.

Dönmesine döndüler ama…

İstanbul’un tarihi merkezinden, 50 kilometre uzaktaki toplu konutlara gönderildiler. Değil ev taksidini, yakıt parasını bile ödeyemediler. Sulukule’den giden 437 haneden sadece 12’si Taşoluk’ta kaldı.

Tarihi kökeni Bizanslılara kadar uzanan Sulukule yaşayanları, ünlü ya da ünsüz destekçilerinin tüm karşı çıkışlarına rağmen yok edildi. Geçmişten günümüze uzanan kültürel dokusu ve eğlence anlayışı ile İstanbul’un önemli renklerinden birisi daha karartılınca Türkiye’nin utanç karnesine bir kırık not daha eklendi. Dünyanın bilinen ilk yerleşik çingene topluluğu kabul edilen Sulukuleliler evlerinin yıkılmasıyla mecburen “göçebe” çingeneler arasına katıldı. Adeta bir tecrit politikasının izlerini taşıyan bir uygulamayla doğup büyüdükleri, kendilerini var ettikleri mahallerinden olabildiğince uzağa, Taşoluk beldesine gönderildiler.

Giden döndü

Evlerini, iyisi ve kötüsüyle geçmişlerini “kentsel dönüşüm” adı altında yıkan Toplu Konut İdaresinin önlerine bir fırsatmış gibi sunduğu nihayetinde topu koca koca taş binalardan oluşan görece konforlu evlerde yaşayamadı Sulukuleliler. 437 aileydi Taşoluk’a sürüldüklerinde şimdi kalanlar parmakla sayılıyor artık. Sulukuleliler kendi evlerine olamasa da ait oldukları yere Karagümrük ve çevresine geri döndü. Dönmelerine “Taşoluk şehir merkezine çok uzak”, “Evlerin giderlerini karşılayamıyoruz”, “İşe gidip gelmekte zorlanıyoruz” gibi bahaneler sıralasalar da; dile getirilemeyenin kahvesinde oturulan, bakkalında veresiye defteri tutulan, bir tas çorbaya bir kaç kaşığın ortak olabildiği mahalle kültürü olduğunun farkında hepsi de.

Evler yitirildi kültürü kurtaralım

Bir dönem ellerinde fotoğraf makineleri, omuzlarında kameralarla dolaşan gazetecilerin, haberlerin de sürgünlüklerini değiştirememesinden mi bilinmez konuşmak istemiyor hiçbiri. Kameramızı gördükleri anda yıkık dökük binalar arasından “yeter artık bizi daha fazla haber yapmayın” sesleri yükseliyor. Konuşan yine bildik bir isim, mahallesinin yıkılmasına karşı en başından ve yılmadan karşı çıkıp sesini yükselten Sulukule Romanlar Derneği Başkanı Şükrü Pündük oluyor. Bu tarihi ve kültürü ortadan kaldırarak bir çözüm ürettiklerini düşünen siyasilerin aksine Pündük dernek çatısı altında kurulan Sulukule Roman Orkestrası, kadınlar için açılması planlanan dikiş nakış atölyeleri, bu atölyelerde üretilen roman kıyafetlerinin defilesi ve dünyaca ünlü müzisyenlerle yapılan ve yapılması planlanan yurtiçi ve yurtdışı konserleriyle beraber Taşoluk’a sürüldüktensonra geri dönen halkın maddi ve manevi yaralarını sarmaya çalışıyor.

Kentsel değil rantsal dönüşüm

Kentsel dönüşüm projesinin onaylanması ve yürülüğe konması ile beraber Sulukule’lilerin haklarını aramasındaki en önemli isim olan Şükrü Pündük yapılan imar planlarının aslında kentsel dönüşüm değil rantsal bir dönüşüm olduğunu iddiasında. Yaşadıkları sıkıntıların 1992 yılında başladığını belirten Pündük, “O dönemde İstanbul Emniyet Müdürü olan Sadettin Tantan ve Beyoğlu’nda görev aldığı süre içerisinde Kürtleri, tinercileri ve trvastileri bölgeden ‘temizleme’ konusunda nam salan ve Sulukule’de de ‘temizlik’ yapması amacıyla bölgeye atanan ‘Hortum’ lâkaplı emniyet amiri Süleyman Ulusoy’u bölgemize verdi. İlk iş çalıştırdığımız eğlence yerlerinin ruhsatsız olduğu gerekçesiyle kapatılması oldu. Sonrasında Fatih Belediye’si de eğlence yerlerinin vergilerini ödediğimiz halde kullanılan mekanları tarihi eser kapsamında sayarak ruhbat vermedi. Burada yaşayanlar için müzik, eğlence biterse ekonomik kriz de başlar ki öyle de oldu. Nihayetinde 1992 yılında tarihi eser dedikleri yerler 20 yıl daha eskidikten sonra kentsel dönüşüm projesiyle yıkılacak alan haline geldi. Bunun adı rantsal dönüşümdür” dedi.

İngiltere Kraliyet Filarmoni Orkestrası’yla konser

Sulukule halkının belediyenin kendilerini Taşoluk’a yerleştirmelerinden sonra mahalle kültürlerinin tamamen bittiğinden yakındığını belirten Pündük, daha önceden “at arabacılığı, müzisyenlik, esnaflık” gibi işi olanların da semtten gönderildikten sonra bunu kaybettiğini söylüyor. Geri dönüşlerin sebebinin de ekonomik sorunlarla bağlantılı olduğunu vurgulayan Pündük, “Bizim aylık kazancımız 500 TL. Taşoluk’ta yapılan evler merkezi ısıtma sistemi ile çalışıyor, sen evde olmasan da bunun ücretini yine ödemek zorundasın. Bir de bunlara yeme, içme ve yol masraflarıda eklenince gel sen çık işin içinden” diye konuştu.

Sulukule Romanlar Derneği’nin mahallelerini yıktırmamak için uğraştığını ancak bir çözüm bulamadığını belirten Pündük bundan böyle evlerinden olanların kültürleriyle kendilerini nasıl verdeceğinin kavgasına giriştiğini söylüyor. Hem ekonomik hem de sosyal bir ortam yaratacak projelerin hazırlığı içinde olduklarını belirten Pündük iş atölyeleri, roman kıyafetleri defilesi gibi projelerin içinde en heyecan verici olanının ise bir konser olduğunu söyledi. Pündük, Berlin Müzik Festivaline de davetli olan orkestranın İngiltere Kraliyet Filarmoni Orkestrası ile hem Türkiye’de hem de İngiltere’de konser vereceğini söyledi.

Altın kafese de koysalar…

Taşoluk’tan geri dönenler arasındaki müzisyen Ali Haşhaş ise, “Seni altın kafese koysan yine bir dal ararsın çünkü orası senin vatanın, ben orada 3 gün durdum hep kargalar gördüm hiç kanarya göremedim, onun için mecbur kaldık geri döndük. Burdaki insanların müzisyen olduklarını hesaplayamıyorlar. Müzisyen demek, tırnağından saçının teline kadar sahnede izlenir.Çaldıkları enstürmanlarla Türkiye Cumhuriyet’ini temsil ederler. Biz bu bölgede her zaman davulumuzla zurnamızla vardık bundan sonrada olacağız” diye ifade ediyor hissetiklerini.

 

Krizden kaçarken sele kapılmak

Ekonomik kriz üzerine gelen sel felaketi, İkitelli’de hem halkı hem de gayrimenkul sektörünü etkiledi. Ekonomik bunalım yüzünden geçim sıkıntısı yaşayan İkitelli sakinleri bir de selin getirdiği maddi ve manevi sorunlarla uğraşmak zorunda kalıyor. Sel, İkitelli ve Halkalı bölgelerinde toplu konut alanında çalışan emlâkçileri ise daha farklı bir şekilde etkiledi. Ekonomik kriz ve TOKİ’nin son dönemde … Devamını oku